MERT AHMET

Kişi, sürekli olarak kendinde olmayanı arar. İnsanın doğasında vardır bu özellik.
İnsan, namuslu değilse namus, korkaksa cesaret, sözünde duramıyorsa mertlik arar. Buluncaya kadar da aramaya devam eder.

Savaş halinde olan iki ülke, sonunda barış yapmaya karar vermişler.
Ülkeleri temsilen iki diplomat, barış masasında buluşmuşlar.
Biri, “Gördün mü, sonunda masada buluştuk. Keşke savaşmasaydık. Binlerce insan ölmezdi” deyince, diğeri, “Biz şerefimiz için savaştık, siz ise para için savaştınız” diye yanıtlamış.
Diğeri, bir müddet düşündükten sonra şunu söylemiş; “Doğru söylüyorsunuz. Herkes kendinde olmayan olmayanı arar, gerekirse onun için savaşır.”

Serok Ahmet, bir genel seçim sürecini Genel Başkan olarak ilk kez yürüttüğü için her geçen gün hata üstüne hata yapmaya devam ediyor.
Şaşkın ördeğin suya dibiyle daldığı gibi, öyle şeyler söylüyor ki, yakında eski
Top Bakanı Suat Kılıç’ın başına gelen muamele ona da uygulanabilir!

Olay 1:
Serok Ahmet, abisi ve patronunun “Türkiye’ye ağır bedeller ödettiler. Ağızlarından çıkanı kulakları duymaz, bunlar vatan haini” diye ağır fırçaladığı TÜSİAD tan yardım istedi!
“Niçin susuyorsun eyy Tüsiad, konuşsana! Asgari ücret 1500 liraya çıkarsa kaç işyeri kapanır, mert olun mert” dedi.
949 TL olan asgari ücreti bile çok gören Serok Ahmet, bu sözüyle hem abisini sinirlendirdi, hem de işçi ve çalışan kesimin oylarını kaybetti…

Olay 2;
Dönemin Başbakanı Erdoğan’a sordular; “Vakit bulup, kitap okur musunuz?”
Yanıt; “Okuyamıyorum ama arkadaşlar özet çıkartıp, önüme koyuyorlar, ben de
özetleri okuyorum!”
Davutoğlu’na dün sordular; “Kitap özeti okunmakla, kitap okunmuş olur mu?
Yanıt; “Öyle şey olur mu? Bu ne cahillik?

Haydaaa, Serok Ahmet, abisi ve patronuna cahil dedi!

Olay 3:
CHP, Türkiye Ekonomik Yükseliş Projesini açıkladı. Sinop mitinginde konuşan Serok Ahmet, son derece tehlikeli bir söz söyledi.
Bu proje için; “Biz bunları zaten yapmıştık. Burada intihal var. İntihalin ne olduğunu da bilmez. Hırsızlık var hırsızlık. Bu yapılan hırsızlıktır” deyiverdi!

Bir an için Cumhur’un Başı’ nın en çok gıcık kaptığı, duyar duymaz her tarafının kaşınmaya başladığı, savcılarını derhal harekete geçirdiği kelimenin HIRSIZLIK olduğunu unuttu, iyi mi?

Hatırlarsınız, Manisa’da üniversite öğrencisinin çantasında, bir bez afiş bulunmuştu! Bezde, sadece “HIRSIZ VAR” yazıyordu. Sadece o kadar, başka bir şey yazmıyordu, ne bir isim ne bir resim!
Fakat Polis ve Savcı; “Seni-seniii, biz kime hırsız dediğini biliyoruz” deyip çocuğu “Devlet Büyüğüne hakaretten” içeri atmışlardı!

Benzeri olaylar, Türkiye’nin her yerinde defalarca yaşandı.
Hele İzmir’de yaşanan olay “İleri Demokrasi” denen ucubenin ne hale geldiğini çok güzel özetliyordu.
Evinin balkonunda oturan ve el bileği sızlayan bir kadın, elini yumruk yapıp, bileğini aşağı-yukarı sallayınca, otobüsün içinden bu el hareketini gören Sultan Hazretleri, korumalarına işaret ederek, “alın şunu” diyerek emir vermişti!
Korumalar, Anayasa ve yasaları takmadan ve “yemişiz sizin yasalarınızı” diyerek kadının evini bastılar. Savcılık-Mahkeme kararı olmadan, evinde oturmakta olan kadını alıp “sivil plakalı” devletin arabasına atıp, üç saat dolaştırdılar…
Bu eşkıyalık anında neler olduğunu anlatmam mümkün değil…

Yaaa, işte böyle Serok Ahmet; Bu kadar hatadan sonra çok yakın bir zamanda, sana da bir bilek hareketi görünüyor. Sen, sen ol, bu aralar Saray’dan uzak dur…

Ama 7 Haziran’da, emanetin gerçek sahibi Türk Milleti bu “İleri Demokrat Bademlere” nasıl bir hareket çekecek, onu tahmin edebiliyorum.
Bekleyelim, nasipse görürüz.
Görelim bakalım Yüce Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler…

Sağlık ve başarı dileklerimle 23 Mayıs 2015
Rifat Serdaroğlu