ARAMIZDAKİ FARK BUDUR

Demokrasinin evrensel şartlarını hazmetmiş, kavramış, uygulamaya geçirmiş ülkelerle, demokrasiyi sadece sandık zanneden, biat kültürü ile yetiştirilmiş yöneticilerin yönetimde olduğu hibrit demokrasiler arasında yüz seksen derece fark vardır.

Halk diliyle anlatmak için bazı örnekler verelim;
-Gelişmiş demokrasi ile yönetilen bir ülkede, kaçak olarak kullanılan Kız Öğrenci Yurdunda 11 çocuk yanarak ölse, o hükümet derhal kamuoyundan özür diler ve istifa ederdi. Başka türlü davranmaya kalkan olursa, kamuoyu baskısı onu anasından doğduğuna pişman ederdi!
-Bizimki gibi hibrit demokrasilerde ise gerçek sorumlu olan siyasi iktidar, utanmadan-sıkılmadan- kuldan ve Allahtan korkmadan, büyük bir pişkinlikle suçu başkalarının üzerine atıp, milleti kandırmaya devam eder…

-Gelişmiş demokrasilerde, FETÖ veya benzeri hiçbir dini örgüt, devlet yönetimine giremez. O devletin sırlarının bulunduğu “Kozmik Odaya” girmeyi düşünemezler bile!
-Bademlerin yönetimindeki hibrit demokrasilerde, tarikat ve cemaatleri, bizzat yönetenler devlete monte eder. Karşılıklı birbirlerini kullanırlar. FETÖ gibiler palazlanıp, darbe yapacak güce eriştiklerinde ise, sanki 11 yıl FETÖ ile suç ortaklığı yapan kendileri değilmiş gibi, kendilerini “Demokrasi Kahramanı” ilan ederler…

-Gelişmiş demokrasilerde, Başbakanın çocukları “düğünlerinde takılan altınlarla” 9-10 gemilik filolar kurduklarını söylüyorlarsa, diğer oğlanın vakfına bir Arap iş adamı 100 Milyon Dolar bağış yapıyor ve oğlan bu parayı kabul ediyorsa, hükümet derhal istifa eder ve Başbakan ve çocukları yargılanır.
-Bademlerin hibrit demokrasisinde ise, bu hırsızlıklar “Çalıyor ama çalışıyor abicim” gibi manyakça bir anlayışla alkışlanır!

-Gelişmiş demokrasilerde, ülkenin dış politikası bir kişinin eline bırakılmaz. Devlet hafızasına itibar edilir ve tarihi gerçekler dikkate alınır.
-Bademlerin hibrit demokrasisinde, bir günde dış politika ters yüz edilebilir.
Bir gün “Nato’nun ne işi var Libya’da, izin vermem kardeşim” denir. Aynı ağız ertesi gün “Nato kuvvetlerine ben izin verdim arkadaş” der.
Komşu devletin başkanına “Kardeş Esad” diye hitap eder, ertesi gün “Kalleş Esed” der!

-Gelişmiş demokrasilerde, hiçbir silahlı terör örgütüne destek verilmez. Terör örgütleriyle devlet güvenlik güçleri kullanılarak, hukuk devleti ilkesinden ayrılmadan mücadele yapılır.
-Bademlerin hibrit demokrasisinde ülkeniz, Avrupa basınında “Türkiye, Cihad Otobanı oldu” diye gazetelere geçer!

Şimdi sizlere soruyorum;
Hangimizin rejiminin adı demokrasi?
Bizimkinin adı demokrasi ise, gelişmiş ülkelerinin ki ne?
Onlarınki demokrasi ise, bizim rejimimizin adı ne?
Yapacağınızı söylediğiniz Amayasa’da bu sorulara nasıl yanıt vereceksiniz?

Not; Cumhur’un Başı, “Yastık altındaki dolarları bozdurun” diye talimat verdi!
Bizde ne kadar yastık varsa hepsinin altına baktım, bomboştu!
“Eyy ev halkı, nerede bu dolarlar” diye bağırınca, sevgili eşim önüme rakamlarla dolu bir kâğıt koydu!
Baktım, Reis doları 1.60 TL’den almış, 352 TL’ye fırlatmış! Yani %220 arttırmış.
Çeyrek Altını 28,00 TL’den almış 220 TL’ye çıkarmış! Yani %780 arttırmış.
Benzini 1,64 TL’den almış şimdilik 4.97 TL’ye çıkarmış! Yani %310 arttırmış…
Ev halkı, Reis’in uyguladığı ekonomik politikalarla bizim dolarları 15 senede bitirdiğini kibarca söylüyordu…

Eyy Reis, denizde kum sizlerde dolar-avro! 15 Temmuz’dan sonra bozdurulan 2,5 Milyar Doların kimin olduğunu bilmediğimizi mi zannediyorsunuz?
Çok değil, aşağıda isimlerini yazacağım YOL arkadaşlarınızı hafifçe silkelerseniz, dolar-avro bakımından epeyce rahatlarsınız;
Osman Gökçek (Sadece Erdoğan’ın Rızasından aldığı para 350 Milyon Dolar)
Melih Gökçek-Sinan Aygün-Zafer Çağlayan-Rifat Hisarcıklıoğlu (Ağaların eli tutulmaz ama, bu dörtlünün para ederleri MİLYAR Dolarlardan başlar)
Kadir Topbaş ve Damadı (Macaristan nüfusu 10 Milyon, Kadir Abi’nin nüfusu 15 Milyon! Vurdukça tozur!)
Gördün mü Reis, bizi bırak bunlarla idare et. Daha çelikten yapılmış odalara gelmedik bile…

Sağlık ve başarı dileklerimle 03 Aralık 2016
Rifat Serdaroğlu