SEÇ DE GÖR GÜNÜNÜ

Erdoğan, Cumhurbaşkanı olmayı kafasına koymuş.
Zaten başka kurtuluş yolu da kalmadı.
Türkiye’yi iç ve dışta getirdiği nokta, ekonomideki yaklaşan felaket, kendisinin
ve yakın adamlarının artık saklanamayan “Suç Dosyaları” onu zorunlu kılıyor.
“Türk Devletinin Birliğini” temsil eden makam, haklarında “Yolsuzluk-Hırsızlık-Kalpazanlık” iddiaları bulunanların sığındıkları “Haram Limanı” haline dönüştürülmek üzere…

Devlet Yönetiminin dünya kurulduğu andan itibaren geçerli olan bir kuralı vardır; “İktidar Kadın gibidir. Asla paylaşılmaz.”
Devlet yönetiminde kardeşlik-kardeşlik hukuku-beraber yürüdük biz bu yollarda
söylemleri palavradan ibarettir.
Habil ile Kabil kardeş değiller miydi? Yusuf’u kardeşleri kuyuya atmadılar mı? Padişahlar, Krallar öz çocuklarını-kardeşlerini öldürtmemiş miydi?

Erdoğan’ın da, hem Cumhurbaşkanlığı hem Başbakanlık hem de AKP Genel Başkanlığı görevlerini tek başına üstlenmesinin önündeki engel olarak, sadece Abdullah Gül kalmıştı!

2001 yılında AKP’yi 4 kişi kurmuştu. Erdoğan-Gül-Arınç-Şener…

Erdoğan hariç, diğer üçü hakkında yolsuzluk-hırsızlık-rüşvet gibi çirkin iddialar duymadık. Özelleştirme İdaresindeki yolsuzlukları gören ve bunlara ortak olmak istemeyen Abdüllatif Şener çareyi kaçıp kendini kurtarmakta buldu ve hem hükümetten hem de AKP’ den ayrıldı.

Bülent Arınç, bir değil, defalarca kendi kendini madara etti. Gezi olaylarında toplumun hassasiyetini görüp, bir şeyler söyledi. Arkasından Erdoğan tam tersini söyleyince Arınç, kendi sözünü yedi.
Gazeteler, Erdoğan’ın Arınç’ı Bakanlar Kurulunda azarladığını, onun Bakanlar Kurulunu terk edip istifa ettiğini, Gül’ün ısrarı ile istifadan vazgeçtiğini yazdılar. Bu olaydan sonra tıpış-tıpış Bakanlar Kuruluna dönüp, yolsuzluk yapanların Avukatlığına devam edince Erdoğan için tehlike (!) olmaktan çıktı!

Kala-kala bir tek Gül kalmıştı. Onu da “Koşan, terleyen Cumhurbaşkanı olacak” ve “Ben Cumhurbaşkanı olursam tüm anayasal yetkilerimi kullanırım” diyerek sistem dışına itti.

Yapı olarak egosunu ve hırsını aklının altında tutamayan, siyaset adamlığını-particiliğini “Devlet Adamlığına” dönüştüremeyen Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı öncesi ancak diktatörlerde bulunan yetkileri toplamaya başladı!

HSYK teklifini yasalaştırıp Yargıyı kendine bağladı. Savcı-Yargıç demeden en ağır
hakaretleri bunlara yaptı. Kafasını kaldırana soruşturma açtırttı.
İnternet Kanunu ile sosyal medyayı baskı altına aldı.
MİT Kanunu ile tüm ülkeyi kontrol altında tutabilecek bir istihbarat yapılaması gerçekleştirdi. Üstelik MİT Müsteşarının yargılanması izninin Cumhurbaşkanına
bağlanması, Erdoğan’ın gitmek isteyeceği yeri, dikkatli gözlere işaret ediyordu!
Şimdiden başta Taksim Meydanı olmak üzere simge haline gelmiş meydanları “Demokratik Gösterilere” kapatacağını, gösterilerin bundan böyle “Butik Meydanlarda” yapılacağını söyledi.

Sıra, kendisinin tasarılarına karşı çıkacak, ona direnecek Aydın-Siyaset Adamı-Gazeteci Yazar gibilerin bir bahane uydurulup tutuklanmalarına geldi.
Böylelikle başta medya ve iş adamları olmak üzere, çeşitli kesimler korkutulmuş, sindirilmiş olacak!
Nasıl ki bir zamanlar hayali “Ergenekon Çuvalı” yaratılıp, herkes bu çuvala atıldı ise, yeni “Tuzak Dosyalar” yaratılıp bu kişiler içine atılacak…

Bu arada “Kul Hakkı” yenmiş, insanlar suçsuz yere zindanlara atılmış, haysiyetler çiğnenmiş, işkenceye dayanamayıp intiharlar olmuş, kimin umurunda ki?
İnsanlar ya paralel, ya çete, ya darbeci diye yaftalanacak ve sesleri kesilecektir.
Feryatlar ve ah’lar gökyüzüne yükselmiş, kim duyacak ki…

Abdestsiz de olsa İmam, iki rekât namaz kılar, yine milleti peşine takar.
Ne kadar tarikat-cemaat-aşiret varsa oyları satın alınır. Türk’e, Türk Milletine düşman ne kadar melanet yuvası varsa onlarla işbirliği yapılır.
Kendi medyasındaki satılmış kalemlerle insanların kafası bulandırılır. İnsanlar bir kez daha kandırılır.
Muhalefet Partileri de, “yahu arkadaş biz nerede yanlış yaptık” diye birbirini yemeye devam ederler…

Bu satırların yazarı, uyarma görevini yine yapmaya devam edecek etmesine de, insanın içinden “Uyan be arkadaş, daha ne kadar kendini kullandıracaksın? Sen Hırsızlar İmparatorunun haram paralarının bekçisi olmak zorunda mısın?” diyesi geliyor.

Bunu diyelim de, inşallah şunu demek zorunda kalmayız;
Sana demedim mi, seçme demedim mi, madem seçtin gör gününü be, benim kör arkadaşım…”

Sağlık ve başarı dileklerimle 21 Nisan 2014
Rifat Serdaroğlu

2 thoughts on “SEÇ DE GÖR GÜNÜNÜ

  1. Slm,Rifat Abi, Sizin fanatiginiz oldum okumadan güne basliyamiyorum ve herkesede tavsiye ediyorum.Korkusuzca ve cekinmeden dogrulari yaziyorsunuz üstelik Ülkemizde adaletin A sinin kalmadigini bildiginiz halde neyse,size söylemek istedigim Bilalin Vakfina asiri derecede pompalanan ve neyin karsiligi oldugu bilinmeyen paralar araziler kimin arazisini kime hangi hak ve yetki ile verilir bu Ülke bu kadar sahipsiz mi? ya da Onlarin ciftligi mi? Halka zam zulüm vergi artislari bunlara akarsu gibi gelen paralar… Bu kamu görevlileri ne is yapar bunlari denetlemez mi?silinen vergi borclarina ve vergi muafiyetine ne demeli? herseyleri kirli ve tutarsiz…Halk kaybettikce bunlar kazaniyor Bunlarin kirdigi ceviz sayisi bini gecti muhalefet ve STÖ ler adam olsalar, Bunlarin ihanetini hirsizliklarini Ülkeyi yok etme yönlerini somut delillerle SUC DUYURUSUNDA bulunur bunu halka duyurur Barzani Sivan Perver Apo ile tüm sözler resimler,Gezide ki infaz emirleri,Örtülü ödenegin harcamalarini,Bunlarin asiri ve ani zenginliklerini,Ic ve dis hain görüsmelerini vs. Gazetecilerin destegi ve yardimi ile YARGI ya tasir yoksa MIT kanunu ile daha kötü günlerin gelecegi ve yeniden toplum olarak bir Ergenekon ve Balyozu kaldiramiyacagimizi belirtmek isterim.Saygilarimla.

  2.   “Sana demedim mi, seçme demedim mi, madem seçtin gör gününü be, benim kör arkadaşım…”  60 seneden beri CHP nin kaybettiği her seçim sonrası entellerden ve bazı komutanlardan aynı lafları duyarım. Bunun anlamı şudur. Halkın gözü kör ki sağ partilere oy veriyor. Beyzadeler o kadar yükseklerde uçar ki halkın ne demek istediğini asla anlamaya çalışmazlar. Halbuki bu halk papatyalar dedikodusu çıktıktan sonra Dalana karşı Sözeni seçmiştir. Turgut Özalı, Süleyman Demireli, Bülent Ecevit’i iktidara getirip sonra yerin dibine geçiren de bu halktır. Ama bu halk bir şeyi yapmamıştır. Atatürk sonrası CHP ye asla memleketi emanet etmemiştir. Belki genç enteller unutmuş olabilir ama  yaşlılar hatırlar. 1- Atatürkün partisi CHP, ulu önder öldükten sonra ilk iş onun resmini paralardan kaldırmıştır. 2- Anıt kabire gidip sahte saygı duruşuna geçenler onun aziz naaşını yıllarca müzede saklamıştır. 3- Almanyanın her türlü gücünü kaybettiği 1944 yılında İngiltere, Amerika ve Rusyanın; Almanyaya harp ilan etme karşılığı 12 adayı verme teklifini reddetmiş, bir kaç ay içinde Birleşmiş Milletler kuruluşuna katılabilmek için Almanyaya harp ilan etmiştir.       4-1940 yılında gezi parkındaki Topçu kışlasını yıkmış oraya ağaç yerine İnönü heykeli dikmiştir.  5-1946 yılında açık oy gizli tasnif gibi bir hileyle seçimleri kazanmış 1950 de yine kaybetmiştir. 6-1960 darbesini desteklemiş, politikacıların asılmasına göz yummuştur. 7-1980 darbecilerini destekleyerek Türkiyenin AB ye girmesini engellemiş, üstelik Yunanistanın AB ye girmesini, engelleyen NATO vetosunun kaldırılmasına göz yummuştur. 8-1990 yıllarının sonuna doğru 25 bankanın iflas ederek ülkeyi 50 milyar dolar zarara sokmasına ses çıkaramamıştır. 9-Almanyadan aldığımız tankların modernizasyonu ve insansız hava araçları için İsraile milyarlarca dolar ödenmiş AKP ise tankları, uzun menzilli füzeleri, insansız hava araçlarını, yerli helikopter, yerli harp gemisi ve uçağı Türkiyede üretmiş üstelik uzay teknolojisini de ülkemizde geliştirmiştir. Türk halkı yerinde kim olsa aynı kararı verirdi. BUGÜNKÜ İKTİDAR HIRSIZ İSE BUNLAR NEDİR?          10-SANA SEÇME DEMEDİM Mİ DİYENLER, HALKA NE VAAD EDİYOR ACABA?    a)Çözüm sürecine hayır  (kürtler Türkler ölsünler boş yere)       b)Kuzey Irak Kürt bölgesi ile ilişkiler kesilsin. Komşulararası milyar dolar arası ticaret engellensin    c)1-2 ve 3.cü köprülere hayır (arabalı vapur kullanılsın zap suyuna köprü yapılsın)    d) 3.cü hava alanına hayır. (ıstanbul dünyanın bağlantılı uçuşlar merkezi olmasın)    e) Elektrik santrallerine hayır (Alternatif YOK)    f) Nükleer enerjiye hayır (Alternatif YOK)    g) Yabancı sermayeye hayır. (8 milyon yolcu kapasiteli Antalya hava limanı 11 yılda bitirilecek buna karşılık yabancı sermayenin 25 yıl sonra devlete teslim edeceği ve 3 milyar dolar peşin kira vereceği 25 milyon yolcu kapasiteli yeni hava limanının 11 ayda bitirmesi engellenecek 11-Türkiyenin 2023 vizyonunun görüşüldüğü meclis bütçe toplantısına sadece Kayseri belediye başkanının yolsuzluk dosyasıyla gelinecek. 12-Tüm anayasal kuruluşların organizasyonu ve fonksiyonu eleştirilecek ama hepsini düzeltme imkanı olan eşit sayıda üyeli anayasa komisyonu çalışmaları sabote edilecek. Hem de AİHM yargıcı Rıza Türmen in çağımızda etnik milliyete dayalı vatandaşlık tanımı olmaz derken “Türkiye halkına Türkiye halkı denemez Türk halkı denir” kırmızı çizgimizdir diyerek. Halk da diyorki:   Ben seçiyorsam AKP yi yukarıdaki nedenlerle seçiyorum KÖR ENTELİM                                            

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s