YÜZÜKLERİN EFENDİSİ

Urla Merkez Mahallesindeki “Dutlu Kahvede” kimileri “taş” oynuyor, kimleri de sohbet ediyordu. Bir masada dört kişi, önlerine serdikleri gazetede, Başbakan Erdoğan’ın, elinde bir alyans tuttuğu ve “İşte tüm servetim budur” dediği haberi okuyup yorum yapıyorlardı!

Arnavut İlhami;
“Adamın hayatı montaj-dublaj abicim. İnanın bunun hayatı yalan yahu. Yüzük gösterdiği resme bakın, hem elinde tuttuğu yüzüğü gösteriyor, hem de diğer elindeki parmakta yüzük takılı. Bu nasıl iş?” diye soruyordu.

Berber Kesik İsmail;
“Bütün servetim bu yüzük dediği tarihten bu yana 20 sene geçti. Yirmi yıldır ben her gün çalışıyorum, iki tarla sattığımı sizler biliyorsunuz, benim varlığım ufaldı, eridi. Bu adam yirmi senedir maaşla çalışıyor, aldığı maaşları hiç yemeden biriktirse bile, bu gün açıkladığı servetin dörtte birine erişmesi mümkün değil, nasıl oluyor bu?” diyordu.

Tartışma şiddetlenince, kahvehane sahibi; “Beyler, ayıp oluyor ama yavaş olun” diyerek onları sakinleştirdi ve beni göstererek “Kendi kendinize gelin-güvey olmayın, gelin Bakan Bey’e sorun” dedi.

Kahveci Rasim aga böyle söyleyince, kahvedeki tüm gözler bana çevrildi;
Ben de şunları söyledim; “Bana sormadan önce, AKP İlçe Yönetim Kurulunda görev yapan arkadaşınıza sorun. Bakalım Genel Başkanının servetinin helal olduğunu iddia edebiliyor mu?”
AKP yöneticisi başını önüne eğip sessiz kalınca;
“İşte manzara apaçık ortada. Allah kimseyi bu duruma düşürmesin. Ben sizlere bir şey daha söyleyeyim, sonra bu konuyu kapatalım” dedim.
Merakla yüzüme baktılar. “En büyük zenginlik, devlet görevinden ayrıldıktan sonra, başı dik ve korumasız olarak halkın içinde dolaşabilmektir. Tayyip veya Bakanlarından biri, bunu yapabilirler mi? Yapamazlar. Onların ayıbı da budur. Fakat bunların utanma duyguları kalmamış, ar damarları çatlamış, bunların sonu âlemlere ibret olacak…”

Bilinen hikâyedir;
Ramazan günü adamın canı ciğer çekmiş, kasaptan 1 kilo ciğer almış evine doğru giderken, ikindi ezanı okununca, ciğeri yolunun üstündeki terziye emanet edip, camiye girmiş.
Terzi, akşama evine götürecek bir nevalesi olmadığı için, ciğeri saklamış.
Adam namazdan çıkıp terziden ciğeri isteyince, terzi pişkince;
“Kardeşim, senin ciğeri aha şu kedi yedi, kusura bakma” demiş.
Adam kediyi yakalamış, diğer eliyle de terziyi ensesinden tutup kasap dükkânının yolunu tutmuş.
Kediyi terazinin üstüne bırakan adam kedinin 1 kilo geldiğini görünce;
Be hırsız adam bu kediyse ciğer nerde, ciğerse kedi nerde” diye sormuş.

1994 yılından bu yana sürekli maaş alan biri, aldığı maaşları hiç harcamayıp biriktirse ve aldığı tüm maaşlar, saklayamadığı servetinin dörtte biri bile etmiyorsa, bu işte bir hile yok mudur?
Haysiyetli-namuslu-dürüst bir insan eğer haram yemediyse, eğer sadaka paralarının dolandırılmasına geçit vermediyse, çocuklarıyla beraber avanta almadıysa, malının-mülkünün-parasının hesabını veremez mi?

Fakat kişi, millete hizmet etmek yerine küpünü doldurma yolunu seçerse, “Devlet Adamı” olmak yerine “Yüzüklerin Efendisi” olmayı tercih ederse, onun gittiği yol, yol değildir.
Onun yolu, “Echel” kişilerin yoludur ve gideceği yer Esfel-i Safilin’ dir…

Sağlık ve başarı dileklerimle 05 Temmuz 2014
Rifat Serdaroğlu

One thought on “YÜZÜKLERİN EFENDİSİ

  1. YÜZÜKLERİN EFENDİSİ

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s