SİYASETTE MUCİZE YOKTUR

Siyasette çalışmayıp, üretmeyip mucize bekleyenleri sonunda mutlaka hayal kırıklığı bekler. Siyasette çalışmanın öyle 09-17 arası gibi mesai saati de yoktur. Siyaset haftanın 7 günü, 24 saat çalışma üzerine yapılır.
Türkiye’deki siyasi yapıda, örgütlerin bu tempoda çalışması için öncelikle Genel Başkanların çalışması ve kendi örgütlerini ateşlemeleri gerekir. Bunun yolu da parti kademelerinde çalışanların her zaman Genel Başkana veya Yardımcılarına ulaşabilmelerinden geçer. Bu aynı zamanda bir güven sorunudur.
İlçe Başkanı İl Başkanına, İl Başkanı Genel Merkez Yönetimine ve Genel Başkanına güvenmek ister. Başı derde girdiğinde, hakkı yendiğinde yanında parti büyüklerinin olacağına inanmak ister.

Bizdeki gibi “Lider Partileri” olan ülkelerde, Genel Başkan her konuşmasıyla, her davranışıyla örnek olmalı ve kendi örgütünü bilgi-günlük olaylar-ülke politikaları ile beslemelidir. Hazine yardımlarının en az yarısının parti örgütüne dağıtılması ve denetlenmesi şarttır.

Bir an için düşünün;
Programına ve kadrolarına güvendiğiniz bir siyasi partide görev aldınız.
Doğal olarak hedefleriniz de var. Belediye Meclisi-Belediye Başkanlığı-Parti Yönetimleri-Milletvekili olmak gibi hedefler.
Fakat Parti Genel Merkeziniz “Parti İçi Demokrasiyi” işletmiyor, tüm adayları Ankara’dan belirliyor, size eşit şartlarda yarışma şansını dahi vermiyor!
Siz çalışıyorsunuz, emeğinizi-zamanınızı-paranızı harcıyorsunuz, ama sizi adam yerine koyan yok. Üstelik bir gün, size sorulmadan bile görevden alınabilirsiniz. Sizde ve sizin durumunuzu izleyen diğer partililerde çalışma azmi kalır mı?

Türkiye’deki partilerin AKP hariç, tamamı böyledir.
AKP’nin ise bir siyasi parti olmadığını, cemaat ve tarikat koalisyonu olduğunu hep söylemiştim. AKP’de bırakın parti içi demokrasiyi, en basit bir konuyu bile tartışmak mümkün değildir. AKP’de biat kültürü hâkimdir.
AKP’nin İlçe ve İllerdeki parti görevlileri, Genel Merkezden gelen emirleri tartışmadan uygulamak zorundadırlar.
AKP içinde niye-niçin-neden-doğru mu gibi soru soranlar derhal dışlanırlar.
Şu son iki günde yaşadıklarımız, AKP’nin Anayasa-Yasa tanımazlığını, Erdoğan’ın bilerek suç işlediğinin açık kanıtı değil mi?

Yahu arkadaş, sen Cumhurbaşkanı seçilmedin mi?
Ne işin var senin AKP’nin balkonunda, toplantısında?
Anayasa ve Yasa gereği senin artık tarafsız olman gerekmiyor mu?
AKP’ de bulunan yöneticiler, milletvekilleri, bakanlar, teşkilat mensupları, kendileri ve partileri hakkında karar vermekten acizler mi?
AKP Parti kurulları, şaka olsun diye mi kuruldular? Bunlar göstermelik mi?

Tüm bunlar AKP’nin bir siyasi parti olmadığını, emir ve talimatla yönetilen cemaat-tarikat koalisyonu olduğunu gösteren net kanıtlardır.

Peki, böyle bir parti nasıl oluyor da sürekli olarak seçim kazanıyor?
Peki, nasıl oluyor da sürekli seçim kaybeden ve kazanacakları konusunda kendilerinin bile umudu olmayan Muhalefet Partilerinin yöneticileri yerlerinde oturabiliyor?
Türkiye’nin siyasetteki bu sarmaldan kurtulmasının reçetesi var mı?
Ne yapılmalıdır da, dürüst-bilgili-genç insanlar siyaset sahnesine çekilmelidir?
Nasıl bir örgütlenme ve çalışma yapılmalıdır ki, AKP önümüzdeki Genel Seçimlerde mağlup edilebilsin?
Siyasi Partiler, nasıl bir yapılanmaya gitmelidirler ki, Genel Başkan ve Genel Merkez sultası darmadağın edilsin?

Bu konulardaki görüşlerimizi yarın ve ertesi gün yazmaya gayret edeceğiz.
Hayatı boyunca bir partiye üye olmamış, bir partide yöneticilik yapmamış, oturduğu apartmanda bile yönetici seçilemeyecek adı “Yazar” olan bir sürü sepet ve sözüm ona “Araştırmacı-Anket Şirketi Sahibi” oğlaklar, öyle saçmalıyorlar ki, bunları yazmak elzem oldu.

“Aman bunlardan, yani siyasetten-partiden-demokrasiden bana ne” diyebilirsiniz. Yalnız kimse şunu unutmamalıdır;
Bizim gibi ekonomik gelişmesini tamamlayamamış, eğitim düzeyini gelişmiş ülkeler seviyesine çıkaramamış ülkelerde, “Aydın-Namuslu-Dürüst-Bilgili”
olduğuna inanan insanlar eğer siyasetle uğraşmazlarsa, ülkenin başına öyle biri gelir ki, Erdoğan’ı bile mumla ararsınız!
O çok güvendiğiniz servetiniz, varlığınız sizi korumaya yetmez. Çünkü her şeyiniz, hayatınız, çocuklarınız bir çılgın Molla’nın iki dudağından çıkacak hükme bağlıdır…

Sağlık ve başarı dileklerimle 13 Ağustos 2014
Rifat Serdaroğlu

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s