AKP NEDEN KAZANIYOR

Bu soruya yanıt vermeden önce, aynayı kendimize tutmakta yarar var.
Ne olduğumuzu bilelim ki, nasıl başaracağımızı planlayalım.

2013 nüfus sayımına göre sayımız, 76.667.864 kişidir.
Kişi başı yıllık gelirimiz; 10.782 Dolar. (Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre!)
Okul çağında, 18.857.000 gencimiz var.
Her yıl Liselerden 730.000, Üniversitelerden 430.000 genç mezun oluyor.
Üniversite mezunu her 5 gençten 2’si, bazı yörelerde 3’ü işsizdir.
“Aynı kaptan yemek yiyenlerin” oranı Türkiye’de 63,92!
Türkiye’de yabancı dil bilenlerimizin oranı %9.
Ortalama hane gelirinin %69’u GIDA-KİRA-ULAŞIM-EV GİDERLERİ için harcanıyor…

Gelelim konumuza;
-Bugün, yaşadığımız bunca olaya bakarak, AKP’nin bir “Cemaatler-Tarikatlar Koalisyonu” olduğunu inkâr edebilecek bir Allah’ın kulu var mıdır?
Kutsal dinimiz İslam’ı, siyasete en adi biçimde alet etmekten çekinmeyen, inanmış zavallı insanları dinî söylemlerle manen ve ekonomik bakımdan istismar etmekte bir mahsur görmeyen AKP ile normal şartlarda “Siyasi Mücadele” yapmanın çok zor olduğunu, siyasetle uğraşanlar iyi bilir.
80 bin mezrada, 40 bin köyde, 2300 beldede, 957 ilçede, 81 ilde görevli Diyanet İşleri Memurları-görevlileri- sabit ve gezici vaizleri- özel yetiştirilmiş din adamı müsveddeleri, hem AKP propagandası yaparlar, hem de Lâik Cumhuriyete karşı genç beyinleri zehirlerler.
Bugün AKP Hükümetinin baskısıyla, Kaymakamların-Jandarma Komutanlarının gözleri önünde, Diyanet ve Milli Eğitim’in denetimi altında olmayan on binlerce “Kaçak Kur’an Kurslarında” neler olduğunu, o yavrucukların başlarına neler geldiğini TC Devleti bilmemektedir.
Mevcut Siyasi Partiler, bu köylere senede bir kez ancak gidebilirler, o da giderlerse! Ama maaşını devletten veya köylüden alan AKP görevlileri her gün oradadırlar ve “Yıkım Elemanı” gibi çalışmaktadırlar.

-Yukarıdaki anketteki iki veriyi özellikle yazdım;
Aynı kaptan yemek yiyenlerin oranı %63,9,
Ortalama hane gelirinin %69’u Gıda- Kira- Ulaşım-Ev giderlerine harcanıyor.
Eğitim ve gelir düzeyi düşük olan kesimlerin AKP’yi tercih ettikleri de bir gerçektir. Türkiye oy haritası bu düşüncemizi doğrulamaktadır.
12 senedir, istihdam yaratacak yatırımlar AKP tarafından bilerek yapılmamaktadır. Bunların yerine, göz boyayan, günlük hoş görünen yatırımlar ve yardımlar tercih edilmektedir.
Eğitim ve gelir düzeyi çok düşük olan bu kesimin iş bulması mümkün değildir.
AKP, düşkün yardıma muhtaç bu kesimi, insanın en hassas yerinden yani “midesinden” yakalamıştır. Bu insanlara “Kömür Yardımı- nakit yardımı- öğrencilere para yardımı- ev kadınlarına para yardımı- yemek yardımları-sağlık yardımları-barınma yardımları” gibi yardımlar Valilikler ve Belediyeler tarafından yapılmakta ama “Size bu yardım AKP tarafından yapılmaktadır” diye alçakça bir yalan söylenmektedir.
Lütfen düşünür müsünüz;
Bu kesim çocuğunu okula gönderiyor, kitap parası vermiyor. Giyecek yardımı alıyor, para ödemiyor. Kömürü-makarnası bedavadan geliyor, sobası yanıyor, karnı bir şekilde doyuyor. Üstelik sistemli olarak bu kişiler kredi kartları, tüketici kredileri yoluyla boğazlarına kadar borçlandırılmış.
Bu kesimin AKP’den başka bir partiye oy vermesi mümkün müdür?
Sözün özü AKP, yaklaşık 20 milyon seçmeni midesinden yakalamış, bırakmamaktadır.

-AKP Liderliği ile parti alt kadroları arasında “yazıya dökülmemiş” bir anlaşma mevcuttur. Tepedekiler büyük ihalelerden pay alırlar, alt kadro göğsünü bu hırsızlıklara siper eder; “O çalmaz, çalsa bile dinimiz uğruna kullanacaktır veya çalıyor ama çalışıyor” laflarının sebebi budur.
Çünkü alt kadro da çalmaktadır. Bu bazen bir hastane büfesinin ihalesiz alınması, bir otoparkın yasa dışı işletilmesi veya Belediyelerde yapılan yolsuzluklardır.
AKP Teşkilatlarının büyük bir kısmı bu yüzden Erdoğan’a ölümüne bağlıdırlar. Çünkü Erdoğan onların hem Genel Başkanları, hem de işverenleridir.
-AKP’nin “Havuz Medyası”, “Devleti Baskı Aracı olarak kullanması” , propaganda sanatını başarılı şekilde kullanması ve her türlü centilmenlik dışı yola çekinmeden başvurması, gücünü korumasında ve girdiği her seçimi kazanmasında en büyük kozu olmuştur.

-AKP’ nin en büyük şansı ise muhalefet partilerinin durumudur.
Muhalefet görevini sadece Salı günleri TBMM Grup toplantılarında yazılı metinleri okumak zanneden bir anlayışın AKP ile mücadele etmesi mümkün değildir. Siyasetin gerçeklerini ve pratiğini bilmeyen, Türk Milletini köy-köy, isim-isim tanımayan televizyon particileri ile seçim kazanılamaz.
Siyasetin en önemli iki kuralı şudur;
1-“Siyasette iddian kadar, yaşamak hakkın vardır.”
2- “Millete kızarak, millet anlamıyor diyerek siyaset yapamazsınız.”

Çalışacaksınız, üreteceksiniz, her eve gideceksiniz, her insana dokunacaksınız, gerçekleri-doğruları insanlara anlatacaksınız. Yapılan yardımların “SOSYAL DEVLET” olmanın doğal sonucu olduğunu, bunun doğru ve ahlâkî bir şekilde, insanların başına kakmadan, iradelerine ipotek koymadan devam edeceğini anlatıp, ikna edeceksiniz.

Bu çalışmayı yapacak bir parti bugün için var mı? Maalesef yok.
Kurulabilir mi? Elbette.
Merkez Sağın yani Türk Siyasetinin ana damarının geleneklerini çağdaş değerler ile kaynaştırabilecek, insanlarımızın inançlarını huzur içinde her türlü tasalluttan azade yaşayabilecekleri ortamı sağlayacak, bilime-sanayiye-imar ve inşaya önem veren, eğitim sistemimizi geçmişimizden kopmadan çağdaş değerlerle bezeyecek bir Merkez Parti, iki ay içinde bu AKP BALONUNU söndürür.
Yeter ki, dik durmasını becerebilenler, demokrasinin bir yaşam biçimi olduğunu kabul edenler, Cumhuriyetimizin kurucularına saygı ile bağlı olanlar, etnik kökeni ve inancı ne olursa olsun, “Vatan-Bayrak-Millet-Devlet” sevgisini harman etmesini becerebilenler ayağa kalkabilsinler.
Bunlara sadece akıl verme-yol gösterme şeklinde yardım etmeye hazır o kadar çok namuslu beyin var ki…
Yarın, Modern Siyasi Partiler Yasası nasıl olmalıdır, konusunu yazmaya çalışacağız.

Sağlık ve başarı dileklerimle 14 Ağustos 2014
Rifat Serdaroğlu

3 thoughts on “AKP NEDEN KAZANIYOR

  1. AKP DİNİ BARUT OLARAK KULLANIYOR……

    Napolyon kale komutanına; “Kaleyi düşmana niye silah atmadan teslim ettin?” diye azarlar. Komutan; “Bunun en az on cevabı var, birincisi barutumuz yok!” deyince Napolyon “Yeter gerisini söylemene gerek yok!” der….

    “80 bin mezrada, 40 bin köyde, 2300 beldede, 957 ilçede, 81 ilde görevli Diyanet İşleri Memurları-görevlileri- sabit ve gezici vaizleri- özel yetiştirilmiş din adamı müsveddeleri, hem AKP propagandası yaparlar, hem de Lâik Cumhuriyete karşı genç beyinleri zehirlerler.”

  2. AKP NEDEN KAZANIYOR

  3. AKP NEDEN HEP KAZANIYOR Dünya üzerinde hangi parti, 11 sene içinde 3 genel seçim, 3 belediye seçimi, iki referandum ve 1 cumhurbaşkanlığı seçimini her seferinde oylarını artırarak kazanmıştır.Bazı demokrasi düşmanları; halk bidon kafalıdır, katırdır, AKP ye oy verenler Somada olduğu gibi ölmelidir diye laflar ediyorlar. Bazı politika şaşkınları da oy vermeye gitmeyen tatilcileri, anketcileri ve sosyal yardımlardan faydalanan halkı suçlu gösteriyor ama hiç bir seçim mağlubu bizler nerelerde hatalıyız diye düşünmüyor. Ben, zavallı Türk muhalefetine acıdığım için bazı önerilerde bulunmak istedim. 1-GELECEĞE DÖNÜK HEDEFLER Köklü ana muhalefetin 1 yıl önce kurulan HDP kadar bile vizyonu yok 11 Kasım 2011 bütce görüşmelerindeyiz. Başbakan 2023 yılına kadar olan hedeflerini anlatmaktadır. Türkiye kendi tankını, harp gemisini, helikopterini, füze rampasını, uçağını ve uydusunu yapacaktır. Dünyanın en büyük havaalanı, en geniş asma köprüsü, Londra – Pekin arasını bağlayacak  hızlı tren ağı inşaat halindedir. İhracatımız 500 milyar dolara çıkacak, Türkiye dünyanın 10.cu büyük ekonomisi olacak, fert başına milli gelir 25000 dolara çıkacaktır. 10 sene içinde kentsel dönüşüm projesiyle depreme dayanıksız yapıların tamamı yenilenecektir. TOKİ on yıl içinde 1 milyon konut yapıp sahiplerine teslim edecektir. Istanbul finans merkezi olacak, Karadeniz Marmara arasında yeni bir kanal yapılacaktır. Bu konuşmanın ardından ana muhalefet partisi lideri kürsüye çıkar. Kayseri belediye başkanının, yolsuzluk yaptığından şüphe edildiği halde İçişleri bakanı gerekli incelemeyi yaptırmamışmış. Bu konuda elinde içeriği belli olmayan bir dosya bulunmakta kimsenin göremeyeceği belgelerden bahsedilmektedir. Türkiyenin geleceğinin konuşulduğu bütçe konuşmalarında CHP nin tek önceliği; iki sene evvel şüphelenilen bir yolsuzluk dosyasıdır. AKP  ise Türkiyeyi büyütmeyi hedeflemektedir. Halkın yerinde olsak kimi seçerdik acaba?                            2-YOLSUZLUK İDDİALARINA KİMSE İNANMIYOR Türkiyede 75 küsur yıldır yapılan en kolay iş, rakiplerini yolsuzlukla suçlamaktır. Halk bıktığı için inanmamaktadır. a)  1940 larda her devlet ihalesinde, İnönünün kardeşi Rıza Temelli nin parmağı olduğu söylenir halk da buna inanırdı. Bir gün, ben bu adamın oğluyla tanıştım. Kendi halinde bir satış mümessiliydi. Hiç de öyle çok zengin hali yokdu. b)1950 li yıllarda Celal Bayarın 105 milyon serveti olduğu, Fatin Rüştünün her devlet ihalesinde % 10 komisyon aldığı efsanesi yaygındı. Bu insanları muhakeme edip bazılarını asan askeri yönetim yargıçları, bu hayali servetlerin izine rastlamadı. c)1960 lı yıllarda 27 Mayıscıların bazı akrabalarının ülkeyi soyduğu söylenirdi. Adamlar iktidardan düştü. İddialar da gündemden düştü. d)1980 li yıllarda  dünyanın en zengin hava kuvvetleri komutanı bizdeydi. Şimdi adam 12 Eylül suçlusu olarak darbeden yargılanıyor ama yolsuzluktan değil. e)1990 lı yıllarda bankalar ülkeyi 50 milyar dolar hortumladığı zamanlarda, hepsinin Yönetim kurullarında emekli bir general vardı. Şimdi anladık ki bunlar asla hileli işlere girişen patronları engelleyememiş. f)2000 li yıllarda, MHP li bayındırlık bakanının 17 Ağustos depreminde yıkılan binaların yeniden inşasının  tamirinde kendi şirketinin malzeme gönderdiği söylenirdi. Adam mahkeme kararıyla temize çıktı. g)2010 lu yıllarda Tayyip Erdoğanın Türkiyede her şeyin sahibi olduğu, boğaz sırtlarında bir arap şeyhinin aldığı araziye imar çıkarılarak, oğlunun vakfına menfaat sağladığı söyleniyor. Ama halkın büyük çoğunluğu bu yalanlardan bıktığı için inanmıyor. Erdoğanı cumhurbaşkanı seçiyor. Halkın tercihinin bir başka sebebi de belki ülkeyi A.B. ye sokmayan, bugün yerli üretilen tankların yenilenmesi için İsraile para veren, bankaları hortumlatan, cumhurbaşkanı seçtirdiği adamın anayasa kitapcığını fırlatmasıyla ülkeyi bir günde batıran NAMUSLU ECEVİT örneğidir. Ama iftiraların asıl kötü sonucu Yüce insan Atatürkün de araştırmaya alınıp ona laf getirilmesidir. Televizyonda izlediğim bir programda, araştırmacı yazar SAİD ALPSOY, Mustafa Kemalin 1937 yılında, devlete bağışladığı kişisel servetini şöyle açıklıyor. 154700 dönüm çiftlik, 51 bina, bira, malt, soda gazoz, deri, ziraat aletleri, demir fabrikaları; süt, yoğurt, şarap, tavuk üretim tesisleri, 2 mağaza, 131000 koyun, 443 sığır, 13 traktör. Bu servetin kaynağı da  Hidiv Abbas Hilmi paşanın boğazın sırtlarında aldığı arazisine imar izni verilmesiymiş. 3-ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASI Milletin hukuktan anlamadığını sanan muhalefet şimdi de bu konuya el attı. Örneğin adli yıl açılışlarında Türkiye Barolar Birliği başkanının söz hakkı kısıtlanıyormuş. Ben dış kaynakları okuyup anlayabilen birisiyim. Internetten JURISDICTION U.S.A ve JURISDICTION U.K sitelerini okudum.Allah allah batı demokrasilerinin hiç birisinde böyle bir kural yokmuş. Bırakınız baro başkanlarını yüksek mahkeme başkanları bile konuşamazmış.HSYK adalet bakanlığı emrine girdi lafı da avrensel demokrasi uygulamalrına karşı. Örneğin A.B.D. de her yeni devlet başkanı seçildiğinde, yüksek mahkeme başkanları istifa ediyor ve başkan istediği adamları seçiyor. Bizde de eskiden danıştay ve yargıtay başkanlarını adalet bakanları seçtirir, onlar HSYK üyelerini seçer sonra da HSYK emrine girerdi. Emine Ülker Tarhan da millete uyarısında diyor ki; “AKP yakında canı istediğini hapse atacaktır.” Millet hangi hukukcuya inanacak şaşırdı vallahi. Bakınız.Teketek programında Barolar Birliği Başkanımız Sayın Metin Feyzioğlu Fatih Altaylı’ya ne diyordu; “Balyoz sanıkları ve gazeteci sanıkların hapisten çıkmasında en önemli etken AKP iktidarının, Özel Yetkili Mahkemeleri kaldırması, Anayasa mahkemesine Bireysel Başvuru hakkını tanımasıdır. Bu konuda bizimle de görüştüler. ÖYM ler kaldırılmasa bu tip yanlış kararlar devam edecekti. Bireysel başvuru tanınmasa eski hükümlerin iptali mümkün olmazdı. Şimdi halk sormaz mı? 1-Hani AKP özgürlükleri kısıtlayacaktı? 2-Hani iktidar kimseyi dinlemiyordu? 3-Hani mahkemeler Erdoğan emrindeydi? Muhalefet her şeye itiraz ederek hak kazanacağını sanıyor ama halk nazarında aşağılıyor kendisini. Şimdi de Erdoğan CB oldu başbakanlık yapamaz diyorlar. Sabih Kanatoğlu da diyor ki, aynı anda 2 CB olmaz yemin etmekle bu görev başlar. Al sana akıntıya bir kez daha kürek çekmek.                   

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s