TERÖR FABRİKATÖRÜ

ABD Derin Devleti, uzun zamandan beri “Terör Örgütü” üreten bir fabrika gibi çalışmaktadır. Son yüzyıl boyunca tarih sahnesine çıkan terör örgütlerine dikkatlice bakarsanız, hemen çoğunun arkasından Amerika çıkacaktır.

ABD özellikle Güney Amerika’da düzenlediği operasyonlarda Hıristiyan dininin kurumlarını kullanmıştır. Güney Amerika’daki halk ayaklanmalarının arkasında “Papalığın” ve bölgedeki etkin Kardinallerin olduğu, açık bilgi olarak önümüzde durmaktadır.
Amerika, güneyinde yaptığı eylemlerde sonuca ulaştıktan sonra “Ruhban Sınıfını” kullanarak, kurdurduğu örgütleri dağıtmış ve bunların başka terör eylemlerine kalkışmalarına bu yolla izin vermemiştir.

Amerika, Başkan Nixon’un “Yeşil Kuşak” projesi ile başlayarak “İslami Terör Örgütlerini” kurdurmuş ve kullanmıştır. Zaman-zaman görüntüde, Suudi-Arabistan’ı, Katar’ı, Pakistan’ı görsek de, esas işveren Amerika’dır.
Barış Dini olan İslam’a terörü sokan Amerika’dır.
Afganistan’da Taliban’ın Rusya’ya karşı kurdurulması da, El-Kaide’den IŞİD’e kadar irili ufaklı terör örgütlerinin ve özellikle Afrika’daki vahşi terör örgütlerinin kurulması ve kullanılması hep Amerika’nın kurgulamasıyla-parasıyla yapılmış işlerdir. Bu işlerde bol-bol eşbaşkanlar kullanılmıştır. PKK da bu örgütlere dâhildir.
Amerika’nın bu tutumu “İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar” kapsamındadır.

Amerika, İslami Terör Örgütlerini kurarken çok önemli bir konuyu göz ardı etmektedir!
İslam’da “Ruhban Sınıfı” olmadığı, kurdurulan İslami Terör örgütlerini sonradan durduracak, onlara sözünü dinletecek bir din kurumu bulunmadığı için, kurdurulan terör örgütleri bir müddet sonra kendi başlarına hareket eden terör çetelerine dönüşmekte ve dünyanın başına bela olmaktadırlar.
Hatta dönüp, kendilerini kurduran Amerika’yı dahi vurmaktadırlar.
İşte IŞİD denen caniler ordusu da Esad’a karşı savaşması için kurdurulmuş profesyonel çetelerin son örneğidir. Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin bu konudaki günahları yakında net olarak ortaya çıkacaktır.

Siyasetin ve Diplomasinin içinden gelmeyen, dünya ve ülke gerçeklerinden uzak olarak hayalci bir politika izleyen Davutoğlu, uyguladığı dış politika ile Türkiye’nin başını çok ciddi anlamda derde sokmuştur.

Davutoğlu ve onun yönlendirmesiyle Erdoğan, Türkiye’yi adım-adım felakete götürecek şu adımları atmışlardır;
-“Vizeleri kaldırıyoruz”, “Dünyada itibarımız artıyor” saçmalığıyla hemen-hemen tüm Arap ve Ortadoğu ülkeleriyle vizeler kaldırılmış ve buralarda ne kadar it- uğursuz-eşkıya-katil- sapık varsa Türkiye’ye doldurulmuşlardır.
Bu arada yabancı istihbarat örgütleri de kendi elemanlarını Türkiye’ye rahatça sokmuşlardır. İstihbaratın en önemli ayağı olan “Kişisel Takip” Türkiye’de çökmüştür. Sayılarını Türk Devletinin bilmediği bu terör militanları birer gezici bomba gibi aramızda dolaşmaktalar ve cinayet- uyuşturucu dâhil her türlüğü pisliği yapmaktadırlar!

-Dünyanın hiçbir ülkesi, altı ay evvel “beraber Bakanlar Kurulu toplantısı” yapma noktasına geldiği bir komşu ülke ile altı ay sonra savaşacak hale gelmez. Öngörüsü bu kadar kıt birini değil Bakan, kapıcı bile yapmazlar.
Davutoğlu’nun Suriye politikası tam bir yüzkarasıdır!
Vizelerin kaldırılmasıyla ülkemize giren eşkıyalar gibi, neredeyse iki milyona yakın aç insan Suriye’den giriş yapmıştır. Ülkemizin her bölgesinde vatandaşlarımız ile bunlar arasında, zaman – zaman ölümle sonuçlanan kavgalar yaşanmaktadır.

-AKP Hükümeti’nin Suriye’de Esad’a karşı IŞİD’i desteklediği, bunlara silah-para yardımı yaptığı yabancı basında her gün yazılmaktadır. Uluslararası mahkemelerde “Teröre destek veren ülke” konumuna sokulmamız an meselesidir!

-Üç ayı aşkın bir zamandır, AKP destekli IŞİD Terör örgütünün elinde esir tutulan 49 vatandaşımızın akıbeti bilinmemektedir. TC Devleti tarihi boyunca bu kadar aciz-zayıf-korkak duruma düşürülmemiştir. Sadece bu olay dahi, AKP Hükümetinin tamamının Yüce Divan’da yargılanması için yeterli sebeptir.

-Türkiye’nin Ortadoğu Politikası, uluslararası diplomatik platformlarda “hık-mık” “kimse sabrımızı test etmeye kalkmasın” şeklinde alay konusu edilmektedir.

-Bugün TC Devletinin, İsrail-Suriye-Mısır’da Büyükelçisi bulunmamaktadır!
Utanmadan kendilerini başarılı göstermeye çalışan bademlerin, bu ülkelerle diplomatik ilişki kuramamamızı nasıl izah edecekleri merak konusudur.

-Son olarak, kendi ülkelerine gidemeyen kaçak Müslüman Kardeşler Terör Örgütü Liderlerinin İstanbul’da barındırılması, Türk Devletinin itibarına vurulmuş büyük bir darbe olmuştur.

-Etnik ve Mezhepsel ayrılıkları kışkırtan cahilce politikalar sonucu, Türkiye bugün olaylar karşısında çaresiz kalmakta ve etkisiz eleman gibi sadece seyretmektedir.

Değerli Okurlar;
Siyasette her şey sonucuyla ölçülür. Türkiye’yi yönetenler cehaletleri ve açgözlülükleri yüzünden, yolsuzluk batağına saplanmışlardır.
Bu durumları yabancı ülke istihbarat örgütleri tarafından tespit edilmiş ve kendilerine karşı koz olarak kullanılmaktadır.
Bugün, Erdoğan ve AKP Hükümeti için birinci öncelik ne IŞİD, ne Suriye, ne de Güneydoğu’da yaşanan kaotik durumdur.
AKP Hükümeti için öncelik “Kupon Arazilerin” CHP’li Belediyeden AKP’li Belediye’ye aktarılması ve buradan rant devşirmek ve yaptıkları yolsuzlukları ortaya çıkaran Savcı ve Polislerle savaşmaktır.
Yeni hükümetin çıkardığı ilk yasa maalesef “Mahalle çalma” yasası olmuştur.

Bu yanlış ve kasıtlı politikalar sonucu, akacak her damla kan, sönecek her hayatın sorumlusu Erdoğan- Davutoğlu ikilisi ve bu felakete gidişte sessiz kalan kamudaki sorumlular olacaktır. Anladın mı Paşa, anladın mı?

Sağlık ve başarı dileklerimle 17 Eylül 2014
Rifat Serdaroğlu

5 thoughts on “TERÖR FABRİKATÖRÜ

  1. TERÖR FABRİKATÖRÜ

  2. “ISYAN” noktasina geldik artik bir Misir`in teröristleri eksikti onlari da kendi elimizle davet ettik.Zaten basimizda yeterince terör sorunu varken bunlar cok lazimdi ülkemize Dünyanin bu hususta gözü üzerimizde “Süpheli ve Destekci” damgasi yemisiz bir de böyle bir davet ülkemizin altina konan dinamitten baska birsey degildir.Sanki yönetim kadrosu Ülkeyi ileri götürme, sulhe cikarma,gibi bir misyonu yokmus gibi hareket etmekte,bin tane APO, bin tane SEYTAN bir araya gelseydi Ülkemize bu kadar “ZARAR” veremezdi.Bu filmin sonu nasil bitecek neye mal olacak ben de herkes gibi merakla beklemekteyim…

  3. Sn.Bakanım,Sevgili kardeşim; Geçen gün yazlık evime hırsız girdi;b.sayarları…cep.tlf.larını…ortaya bırakılan para ve ziynet eşyalarımı .çalıp gitti!…Hanım kahrederken ,ben de hırsızı övgülerle(!)?..bahsediyorum: Adam *Vazifesini tam anlamıyla yapıyor(!)? Sen akşam kapamayı unuttuğun mutfak penceresi hatana “Kahret”!?…
    Güzel kardeşim,her yazının virgülüne kadar katılmamla birlikte; Neden hep *hırsızlara kahrediyoruz da Suçlu ev sahiplerine tüm suçları yüklemiyoruz!?…saygılarımla

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s