BAŞIMIZIN PÜSKÜLLÜ BELALARI

Bugün size iki yazı aktarıyorum. İki yazara da teşekkür ederim.

İlk olarak Profesör Dr. Oktay Sinanoğlu’nun yazısı;

“Cahilim dersin, öğretmeni şehit edersin.
Hastayım dersin, doktoru şehit edersin.
Yolumuz yok dersin, mühendisi şehit edersin.
Resmi dilini bile öğrenmeye tenezzül etmediğin devletten, iş beklersin.
Fakirim dersin, ama inatla çoğalıp virüsleri bile kıskandırırsın.
Fakirim dersin, düğününde görgüsüzlüğün dibine vurursun.
Anadilde eğitim dersin, açılan kurslara katılmazsın.
Ben elektrik parası öderken, sen kaçak kullanırsın, senin kaçağın parasını da bana ödetirsin.
Suçsuz-sivil insanları bombalarsın, yakarsın. Sıkıntın varsa gel savaşalım deriz, “Aaa pis faşist” dersin. Arkamızı döndüğümüzde pusu kurarsın.
Devletten çocuk başına para istersin, sonra o çocukları devlete düşman edersin.
Allah, düşmanın bile mert olanını nasip etsin…” (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu)

İkinci olarak “Filozof Bergamus” ismiyle yazan dostumun yazısı;

“Müslüman’ım dersin, peynir ekmek gibi kul hakkı yersin.
İnançlıyım dersin, yellenir gibi yalan söylersin.
Herkese namus satarsın, deveyi hamutuyla beraber götürürsün.
Tüyü bitmemiş yetim hakkı dersin, helalin yanından geçmezsin.
Muhafazakârım dersin, avanta paralarla haram havuzu kurup, gazete-tv
sahibi olursun.
Türk Lirasından altı sıfır attım diye övünürsün, fakat kendi parana güvenmeyip zulanda milyarlarca Avro-Dolar biriktirirsin.
Milletim, milletim dersin, bir türlü Türk Milleti diyemezsin.
“Ne Mutlu Türküm Diyene” ilkesinden nefret edersin, PKK paçavrasına ses çıkarmazsın, Barzani ile kucak kucağa oturursun!
Demokratım dersin, faşist yönetim uygularsın.
Dilinin ucuyla “Gazi Mustafa Kemal” dersin, bir türlü “Atatürk” demezsin.
Cumhuriyet Dönemine “Zulüm Dönemi” dersin, Cumhuriyetin eserlerini satarken utanmazsın.
Özgürlükleri arttırdık dersin, ülkeyi Polis Devletine çevirirsin.
“Açılım-açılım” dersin, “Bizim kız bizden kaçar, başını örter kıçını açar” deyişinde olduğu, ülkenin bir bölümünü PKK hâkimiyetine terk edersin.
Cemaatle beraber Türk Ordusuna kumpas kurarsın, sonradan “Kandırdılar abi, çok safmışız” dersin.
Esad ile “Kardeşiz” dersin beraberce denize girersin, sonradan “Kandırdı abi, çok safmışız” dersin.
Nato’nun Libya’da ne işi var giremezler dersin, sonradan “Kandırdılar abi, çok safmışız dersin…
Allah siyasetçinin de kandırılacak kadar saf olanını ve Allah’tan korkmayan, kuldan utanmayanını nasip etmesin. (Filozof Bergamus.)

Araştırmacı Gazeteci, “Hayat Kadınlarının” dramını incelemek ve haber yapmak amacıyla geneleve gider ve orada çalışan bir kadın ile röportaj yapar;
“-Gazeteci; “Buraya nasıl düştünüz?”
Kadın; “kandırdılar abicim. Küçüktüm, mahalledeki aşkım dediğim delikanlı kandırdı. Daha sonra bakkal-manav-kasap-sütçü-bekçi beni sırayla kandırdılar, alacam deyip almadılar abi.
Pavyonda konsomatris olarak çalıştım orada da kandırdılar.
En sonunda gel bu ev senin dediler, sermaye yaptılar, kandırdılar abi.
Çok safmışım ben…”

Gazeteci ses alma cihazını kapatır ve “Kandırılmak senin içine işlemiş be kızım. Sen kandırılmaktan hoşlanıyorsun, seviyorsun sen kandırılmayı, hiç numara yapma” demiş!
Kadın; “Abi, sen de kandırsana beni!”
Gazeteci; De si..ir git lo, sen başıma bela mısın?

Eyy Bademlere oy verenler, yeter artık, kanmayın gari, tamam mı?

Not;
İstanbul C. Savcılığı 17/25 Hırsızlık-Yolsuzluk-Rüşvet soruşturması için “Takipsizlik” kararı verdi. Aralarında Reza Zarraf ve Bakan çocuklarının da bulunduğun 53 kişi suçsuzmuş! Ohh Yaşasın adalet, kaymaklı kadayıf gibi değil mi? Yeter mi? Elbette yetmez.
-İstifa eden 4 Bakan sırayla ve dönüşümlü olarak Başbakanlık yapmalı!
-Rıza’ya mutlaka bir Banka kurdurulmalı! (Golden Bank!)
-Hapis yatan Bakan çocukları “Büyükelçi” yapılmalı!
-M. Güler’e, sadece önüne değil, gerektiğinde altına da yatacağı yeni Rıza’lar bulunmalı!
-Saatçi Bakan’a, kolundakinin on misli büyüğü bir saat verilip, boynuna asılmalı!
-TOKİ’ ci Bakana, Konya Ovasının tapusu devredilmeli!
-Bakara-Makaracı Bakana, otomatik olarak ayet okuyan seccade verilmeli!
Tüm o konuşmaları yapan, yatak odalarına ve ayakkabı kutularına para dolduran, evindeki Milyar Doları, çocukları il sıfırlayan Rifat Serdaroğlu
denen kişiyi de bacaklarından önce tavana asmalı, dayısı gelip kurtarırsa
bu defa da kurşuna dizilmeli… ( Tüm o konuşmaları ben yapmıştım!)
Adaletinle bin yaşa Savcı, bin yaşa…

Sağlık ve başarı dileklerimle 18 Ekim 2014
Rifat Serdaroğlu

3 thoughts on “BAŞIMIZIN PÜSKÜLLÜ BELALARI

  1. BAŞIMIZIN PÜSKÜLLÜ BELALARI

  2. Nesini söyleyim canım efendim
    Gayri düzen tutmaz telimiz bizim
    Arzuhal eylesem deftere sığmaz
    Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim

    100 yıl önce yaşamış olan Aşık Serdari’nin bu dörtlüğü, sanki günümüzde yaşananların bir tasviri gibi…

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s