KİTAPSIZ MERKEPLER

Büyük dedesi Medrese eğitimi almış!
Dedesi Darülfünun mezunu!
Babası Batum Devlet Denizcilik Fakültesini bitirmiş!
Kendisi Marmara Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi Mezunu!

Üç nesildir üniversite bitirmiş bir aile ortamında yetişmiş, dünyayı bilen, sürekli okuyan, bilime saygılı, karşılıklı fikir tartışmalarından çekinmemiş, kadın-erkek eşitliğine inanmış, evrensel demokrasiyi hazmetmiş, hayatını dürüst yollardan kazanmış, yalan söylememiş, hırsızlığa-harama el uzatmamış bir Beyefendi…

Bu Beyefendi kürsüye çıkıp Anayasa Mahkemesi ve Başkanı için şunu söyler mi?
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Egemenlik bürokrasinin değildir. Egemenlik Yargı Bürokrasisinin ve Askeri Bürokrasinin değildir. Egemenlik Anayasa Mahkemesinin de değildir. Egemenlik milletindir.
Peyami Safa’nın güzel bir sözü var. Kitap yüklü merkeplere değil, kitabın içindekini sindiren insanlara ihtiyaç var!”

Elbette ki söylemez! Çünkü o Beyefendi, Anayasa Mahkemesinin de, Hükümet gibi, TC Devletinin Anayasal bir kurum olduğunu iyi bilir. Ayrıca Anayasanın
138. Maddesinde Mahkemelerin bağımsız olduğunu, makamı ne olursa olsun kimsenin Yargıç ve Savcılara telkinde dahi bulunamayacağını bilir.

Anayasanın “Egemenlik” başlıklı 6. Maddesi aynen şöyledir;
‘Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti egemenliğini Anayasanın koyduğu esaslara göre, YETKİLİ ORGANLARI İLE KULLANIR. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette, hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.
Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir yetki kullanamaz.’

Muhterem Beyefendi, Anayasa-Hak-Hukuk bildiğinden yukarıdaki gibi “SAÇMA” bir konuşma yapmaz! Peki, kim böyle bir deli saçması konuşmayı yapabilir?
Hadi beraberce araştıralım;

-Kendi evini orman arazine kaçak olarak yapan biri?
-Ömrü boyunca asalak yaşamaya alışmış, evinin geçimini Partisinin üstlendiği biri?
-Başında bulunduğu Belediye’yi soyan ve Türkiye’nin en büyük işadamının onun hakkında “nakit 1,5 Milyar Doları var” dediği biri?
-Bitirdiğini söylediği üniversitesi kayıp olan biri?
-Görevli Yargıç’a hakaret ettiği için cezaevine atılan biri?
-Halkı ayrıştıracak konuşmalar yaptığı için ikinci kez hapse atılan biri?
-Türk Devletinin ve Cumhuriyetin kurucularına yalan yere hakaret eden biri?
-Modern Demokrasinin olmazsa olmaz şartı olan “KUVVETLER AYRILIĞI”
ayak bağıdır, diyen biri?
-Kadın Erkek eşitliği yaradılışa ters, diyen biri?
-Sanatın içine tüküren ve ucube diyen biri?
-Yolsuzluk ve Hırsızlık çamuruna ailesiyle beraber boğazına kadar batan biri?
-Müslümanların sadaka paralarını çalan şerefsizleri koruyan biri?
-Hiçbir yasal yetkisi olmadığı halde, oğlu Milli Eğitimi düzenlemeye kalkan biri?
-Ülkesinin 54 bin insanının yaşamını ve gelecek nesillerin hakkını çalan bir psikopat katille, kucak kucağa olan biri?
-Gençliği bitirimhanelerde “taş” oynayarak geçirmiş biri?
-Ömrü boyunca kitap okumamış, gazeteyi spor sayfasından ibaret sanan biri?
-Dürüstlüğün yanından geçmemiş, insanlara sürekli yalan söylemekten çekinmeyen biri?
-Camiyi basıp minberi yıkan, Kur’an-ı Kerimi parçalayan ABD askerleri için,
“sağ salim ülkelerine dönsünler” diye dua eden biri?
-Dinler arası diyalog diye, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in ismini silen biri?
-Mahkeme kararlarını dinlemeyeceğini ilan eden ve utanmadan Mahkemenin kararını çiğneyip, kaçak binada oturan biri?
-Akli Dengesi, Sinir sistemi, Ruh Sağlığı bozuk olan biri?

Böyle biri, yukarıdaki sözleri ve “Kitap Yüklü Merkepler” benzetmesini söyleyebilirler mi?
Elbette ki söyler! Hele KİTAPSIZ MERKEPLER daha ağırını da söyler!

Peki, böyle pespaye-tefessüh etmiş birini herhangi bir millet, seçimle işbaşına getirebilir mi?
Hitler iktidara nasıl geldi dersiniz? Mussolini-Esad-Kaddafi-Saddam-Çavuşesku nasıl iktidara geldiler? Demek ki, böyle diktatör katiller de seçimle işbaşına gelebiliyormuş!

Bunların gelişleri genellikle seçimle olur ama gidişleri tam bir felakettir.
Kendi insanları tarafından linç edilen mi ararsınız, cesetleri parçalanan mı istersiniz, ülkesinden çaldıklarıyla kaçıp oralarda geberenler mi ararsınız, hepsinin gidişleri aynı olur…

İnsanlığın yüzkarasıdır bu kitapsız merkepler…

Sağlık ve başarı dileklerimle 04 Aralık 2014
Rifat Serdaroğlu

6 thoughts on “KİTAPSIZ MERKEPLER

  1. KİTAPSIZ MERKEPLER

  2. Abdüllatif Şener bir televizyon konuşmasında zat-ı muhteremin, Türkiyenin dış borçlarını ödeyecek miktarda ve en az 100 milyar dolarlık bir servete sahip olduğunu söylemişti.

  3. Sayın Serdaroğlu hepsini,yani bütün özelliklerini saymış bize söyleyecek bir şey kalmamış! Bu kadar kötü şöhreti kazanmak için kimbilir kaç yıl okumak gerekmektedir(!)Bu maharet,bu feraset yer yüzünde nadir kişilere nasip olur ancak! Hayatı yazılsa bilmem kaç ciltlik kötü roman olurdu!

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s