RECEP DURMAZ, DURAMAZ

Cumhurbaşkanı Recep her gün defalarca, halen yürürlükte olan TC Anayasasının üstünde tepinip çiğneyerek, tek adam faşizmine ve sonucunda
“Anadolu Federe İslam Devletine” doğru koşuyor!

Cumhurbaşkanı Recep, durabilir mi? Hayır duramaz!
Çünkü hem kendisi hem çevresi hem de partisinin yönetici kadroları-milletvekilleri-Belediye Başkanlarının büyük çoğunluğu boğazlarına kadar yolsuzluğa ve haram paraya batmış durumdalar.
AKP’li Bakanların-Grup Başkan Vekilliği yapmış olanların- Genel Başkan Yardımcılarının çoğunluğunun 2002 ile 2014 sonu arasındaki mal varlıklarına bakın, ne demek istediğimi anlarsınız!
Ayrıca, üzerinde taşımaya ısrarla devam ettiği “Eşbaşkanlık” görevi, durmasına izin vermez.
Sadece seçilmişler mi durmasına izin vermez?
Bademlerin, özellikle Kürtçülerin, Ermenistan yanlılarının ve İran yetiştirmeleri arasından bulup devletin en tepe noktalarına getirdikleri bürokratları da bu vurgundan pay almadılar mı?
Terör örgütlerine yapılan yasa dışı silah ve para yardımlarını, İranlı ajanlar aracılığı ile yapılan altın kaçakçılığını, Barzani ve PKK elemanları vasıtası ile yapılan başta sigara- mazot ve uyuşturucu olmak üzere tüm kaçakçılığı, görevi bunları engellemek olan bürokratlar “Babalarının Hayrına” sadece
seyrettiler ha? Geç kardeşim, geç…
Tüm bu yolsuzluğa ve ihanete bulaşmış kişiler, Cumhurbaşkanı Recep’i arkasından itmektedirler. Bu yüzden, düşmemek için DURMAZ, DURAMAZ!

Peki, Cumhurbaşkanı Recep ve ekibi “DEMOKRATİK REJİM” içinde DURDURULABİLİR Mİ?
Evet durdurulabilir! Ama bu siyasi faaliyet, Salı’dan Salı’ya danışmanların yazdıklarını okumak veya konuşmakla olmaz.
Normal siyasi mücadele ile de olmaz. Peki, nasıl olur?

-Ya Merkez Sağ’da yeni bir parti kurulur. Tüm merkez sağı bünyesinde toplayacak bu parti seçime katılma hakkını elde etmiş bir parti ile birleşir. Toplumun itibar edeceği yeni insanların-gençlerin-kadınların ve doğru kişilerin katılımıyla, CHP ve MHP’ye oy vermek istemeyen ve çaresizlikten AKP’ye oy veren insanların oylarına talip olunur. Bu yapılırsa, parti iki ay içinde %20 oy tabanına oturabilir. (Siyasetin bilerek çok pahalı hale getirilmesi, Türk İşadamlarının korkaklıkları ve hala felaketin farkında olmamaları yüzünden,
bu seçeneğin gerçekleşmesi olanağını şu an için çok zor bulmaktayım)

-Ya da, Aynen Kurtuluş Savaşında olduğu gibi, “Hukuk Devleti-Lâik Cumhuriyet ve Demokrasi Düşmanı” bu partiye karşı “Siyaset Yoluyla Demokratik Seferberlik” ilan edilmelidir.
Bu çağrıyı CHP ve MHP eş zamanlı yapmalıdırlar.
AKP’ye, Cemaatlere, Tarikatlara yönetici olarak katılmış, ucundan kıyısından bunlara bulaşmış kişiler bu kapsamın dışında tutulmalıdır.
Bu çağrıya eski parlamenterler, bilim insanları, gazeteciler, yazarlar, sanat insanları, sendikacılar, sivil toplum örgütleri başta olmak üzere,
“Kişisel beklentisi olmayan” tüm gerçek aydınlar davet edilmelidir.
Bu kişiler çalışacakları parti olarak CHP veya MHP’ yi kendileri seçeceklerdir.
Türk toplumunda itibarı olan kişilerden oluşacak bu heyetler, bir program dâhilinde gittikleri illerde, kapı-kapı gezecekler, vatandaşlarımızla yüz yüze konuşacaklar ve aşağıdaki konularda insanları ikna edeceklerdir. Bu geziler asla günlük gezi şeklinde olmayacak, gerekiyorsa her heyet, seçim tarihine kadar görev yerlerinde kalacak ve gerçekleri defalarca anlatacaklardır.

CHP ve MHP beraberce Türk Milletine şu sözleri vermelidirler;
-Türkiye’nin bölünmesine ve her türlü teröre asla izin verilmeyecektir.
-Her sorunumuz “Demokratik Rejim” içinde çözülecektir.
-Demokrasimizin standartları bir (1) yıl içerisinde, hiçbir etnik köken-mezhep ayrımı yapmadan tüm Türk Milleti için Avrupa Birliği seviyesine çıkarılacaktır.
-Türk Demokrasisini yüceltecek “Yeni Anayasa” mümkün olan en geniş uzlaşma ile Türk Milletine danışılarak 1 yıl içinde gerçekleştirilip, Türk Milletinin onayına sunulacaktır.
-Yeni Anayasa ile birlikte, ülke barajının en fazla % 3 olduğu, halkın katılımını en geniş ölçüde sağlayan, adil yeni bir “Seçim Sistemi” ve lider sultasına son verecek, parti içi demokrasinin olduğu yeni bir “Siyasi Partiler Kanunu” da gerçekleştirilecektir.
-Bu geçiş döneminde ülke ekonomisinin yönetimi, “Türk Uzmanlara ve Bürokratlara” bırakılacak ve tamamen ekonomi biliminin ve ülke-dünya gerçeklerinin gereği yapılacaktır. Siyaset, ekonomiye müdahale etmeyecektir.
-Düzensiz ve başa kakılarak yapılan “SOSYAL YARDIMLAR” insan onuruna yakışan bir şekilde özellikle kadınlara, bankalar üzerinden NAKİT olarak yapılacaktır. AKP zamanında türeyen ve “Gıda Bankacılığı” ve “Yardım Dernekleri” didik-didik araştırılacaktır.
-2002-2015 yılları arasındaki AKP yönetiminde, Başbakan-Bakan-Milletvekili-
Üst Düzey Bürokrat olarak görev yapanların yaptıkları işlemler ve tüm ihaleler, bu ihalelere katılanların mal varlıkları incelenecek ve her türlü denetim şeffaf olarak yapılacaktır.
-Tüm Devlet İhaleleri, basın huzurunda açık olarak yapılacaktır.
-Yargı, tekrar “BAĞIMSIZ” hale getirilecek, bulundukları makamları siyasetin emrine veren Adalet mensupları mesleklerinden uzaklaştırılacaklar ve Yargıya havale edileceklerdir.

Sözün özü;
Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Bahçeli;
Karşınızda normal bir siyasi rakip yok. Normal koşullarda ve mevcut parti örgütlenmesi ile cemaat-tarikat-yolsuzluk-ihanet koalisyonunu yıkamadığınızı, geçen dört seçimde gördük. Bu yapıyla seçime girerseniz, kaybedeceğiniz kesindir. Fakat kaybeden sadece sizler olmayacaksınız.
Esas kaybeden Türk Milleti ve Türk Demokrasisi olacaktır.
İzninizle şu soruya yanıt istiyorum;
“Sizler şu an, TBMM de ne iş yapıyorsunuz? Türk Milletinin aleyhine olacak bir tasarı veya teklifin yasalaşmasını engelleyebiliyor musunuz?
AKP çoğunluğu yüzünden bu mümkün olamıyor.
Öyleyse, lütfen TBMM’de nöbetçi yirmişer milletvekili bırakıp, başta sizler yollara düşün. Hem de hemen.
Konuşmalarınızda söylediğiniz gibi, vatanımız bölünmeye ve felakete gidiyorsa, atın yakanızdaki parti rozetlerini, kafa kafaya verin ve yukarıdaki mesajları veya benzerlerini Türk Milletine ulaştıracak, örgütlerinizle kol kola çalışacak ve sizlerden hiçbir şey talep etmeyen gerçek “Akil Vatanseverler” heyetlerini oluşturun. Bu fikir sizce doğru değilse, katılmıyorsanız doğrusunu siz söyleyin, bizler çalışıp sizlere yardım edelim. Lütfen kıpırdayın ve bir şeyler yapın.
Türk Milletini ayağa kaldıralım. Yarın çok geç olacak…

Sağlık ve başarı dileklerimle 18 Aralık 2014
Rifat Serdaroğlu

4 thoughts on “RECEP DURMAZ, DURAMAZ

  1. AKLIN YOLU BİR SERDAROĞLU;
    BU SON ÇARE; EĞER MHP VE CHP BUNU BECEREMEZSE YARIN TARİH BAŞIMIZDAKİ VATAN HAİNLERİNİ NASIL YARGILAYACAKSA , ONLARI DA BASİRETSİZLİKLERİ YÜZÜNDEN YARGILAYACAKTIR.
    UMARIM BİR AN ÖNCE SİLKİNİP KENDİLERİNE GELİRLER; AKSİ HALDE
    HEPİMİZ ÇOK ÜZÜLECEĞİZ VE DEMOKRATİK YOLLARI TÜKETMİŞ
    OLACAĞIZ…
    SEVGİ VE SAYGILARIMLA…

  2. RECEP DURMAZ, DURAMAZ

  3. Sayin Serdaroglu,

    Bugun beni hayal kirikligina ugrattiniz; Kilicdaroglu ve Bahceli’nin ne olduklarini unuttunuz mu? Onlarin katkilariyla memleket bu hale gelmedi mi!

    Saygilarimla,

    Gonul Oran
    Montreal, Kanada

    • akp ve muhalefet partileri zımni bir mutabakat halinde el birliğiyle TC’yi yıkıma götürmekteler.Zaten bugün ki sorunun sorumluları bu muhalefet partileri ve onların beceriksiz liderleri değil mi?

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s