TÜRK POLİSİ ÇAPRAZ ATEŞTE

Polis Teşkilatı, görev ve yetkileri 2559 sayılı yasa ile belirlenmiş, milli bir kuruluşumuz idi!
Bu güzide kurumumuzdaki ilk bozukluk, CHP-MSP yani Ecevit-Erbakan ortaklığıyla kurulan 37. Hükümet ile başladı.
Kadın eli sıkmayan Kaymakamlar, “Milli Görüş” çizgisindeki örgütler
İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Teşkilatı kadrolarını işgal etmeye başladılar.
İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk görevden ayrıldığında, kadın eli sıkmayan Kaymakam sayısı 300 civarında idi!

Bugünkü AKP’nin “Babası” olan Milli Selamet Partisi Erbakan’ın liderliğinde, daha sonra Demirel Başbakanlığında kurulan “Milliyetçi Cephe” Hükümetlerinde de bu kadrolaşmaya kısıtlı da olsa devam etti!
12 Eylül öncesi POL-DER ve POL-BİR olarak bölünen Türk Polisi, bu hareketiyle en büyük zararı kendisine verdi.

Bu arada Gülen Cemaati denen illegal örgüt de, İçişleri ve Adalet Bakanlığına sızmaya çalışıyordu. Özellikle 12 Eylül Askeri darbesinden sonra, 5’li Cuntayı uyutan ve kullanan Cemaat, kadrolaşma işine hız verdi.

Esas ve en büyük bozulma ise AKP ile başladı;
2002 yılında küresel çetenin uyguladığı bir planla iktidara getirilen AKP, dönemin Başbakan’ı Recep’in emriyle Cemaat ile anlaşmaya vardı.
İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığının en hassas birimleri tamamen Cemaatin elemanlarına bırakıldı! 12 yıl boyunca AKP-Cemaat işbirliği devam etti.
Bu şeytanî işbirliği, oluşturulan sahte-düzmece deliller ile Türk Ordusunun Komuta Heyetinin yarısı, başta Genelkurmay Başkanı ve aydınlar olmak üzere zindana atıldılar ve yıllarca suçsuz yere hapis tutuldular!
Bizzat Erdoğan’ın emriyle Cemaatin Polis örgütündeki ve Adalet Bakanlığındaki tetikçileri, sahte delilleri kurguladılar, yerleştirdiler, silah ve bombaları önce gömüp sonra isimsiz ihbarlarla bulup, senaryolar ürettiler!
Bunlar insan olamayacak kadar, acımasız-gaddar canavarlar gibiydiler!
Cemaat, dönemin Başbakanı Recep’in izni ve işbirliğiyle Yüksek Yargı ve Emniyet İstihbarat birimlerinde örgütlendi.
Bu şeytanî işbirliği, Cemaatin AKP’li Bakanların yolsuzluk-hırsızlık-rüşvet olaylarını açığa çıkarmasıyla bozuldu. Ucunun kendisine ve ailesine dokunacağını gören dönemin Başbakanı Recep, daha dün “Muhterem Hocam” ve “Sen ne ulu bir ulemasın” dediği cemaat önderini “Katil-Haşhaşin- Darbeci”
olmakla suçlamaya başladı!

Bakanlarını-çocuklarını-yandaş işadamlarını ve ailesini kurtarmak uğruna, binlerce Yargı mensubunu, on binden fazla polisi darmadağın etti.
17/25 Aralık operasyonunun meclis ayağı da Cumhurbaşkanı Recep’in Anayasayı çiğneyen açık ve kanunsuz müdahaleleriyle örtülmeye çalışılıyor!

AKP ve dönemin Başbakanı Erdoğan, Emniyet Teşkilatının en hassas birimlerini Cemaatin emrine vererek Türk Polisine en ağır darbeyi indirdi.
Bunun yanında, PKK Narko-Terör örgütünün İmralı ve Kandildeki elebaşlarını
TC Devletinin muhatabı haline getirerek, Türk Polisinin direnme gücünü tamamen sıfırladı!

Şu an Türk Polisi moral olarak çökmüş durumdadır.
“Bilal Erdoğan’ın evine yaklaşanı vurun” diye emir veren bir İçişleri Bakanı,
PKK’ nın Güneydoğu Bölgemizdeki İlçelerimizde alan hâkimiyetini tamamen ele geçirmesine destek veren AKP iktidarı, bu korkunç ihanetin birinci derecedeki sorumlularıdır.

KCK denen it sürüsü, “Kürdistan’a Türk Polisi sokmayacağız, barındırmayacağız” demekte, PKK ve taşeron örgütleri, canlı bombalar ile Polis Merkezlerini hedef almakta, PKK’nın gençlik örgütleri, Polislerimizi yanlarında eşleri-çocukları varken Pazar yerlerinde kalleşçe ve kahpece öldürmektedirler.
Cumhurbaşkanı Recep ve Başbakan Ahmet ise bu hazin olayları görmezden gelmekte ve artık kabak tadı vermiş olan “Darbe-Paralel Yapı” masalları söylemektedirler.

Bir taraftan AKP İktidarı, bir taraftan PKK Narko-Terör örgütü, diğer taraftan cemaat ve tarikatlar elbirliğiyle Türk Polisini “Çapraz Ateşe” tutmuşlar ve polisi karakoldan burnunu bile dışarı çıkaramaz hale getirmişlerdir.

Türk Polisinin “İğdiş” edilerek iş göremez hale getirilmesinde AKP iktidarı kadar, Emniyet Teşkilatının tepe noktalarında görev yapan ve koskoca bir teşkilatı AKP’ye peşkeş çekip, AKP’den Milletvekili- Bakan olan sepetler, öncelikle sorumlu tutulacaklardır.

Moral gücü sıfırlanmış, kendine güveni kalmamış, kendini korumaktan aciz bir polis teşkilatı ile önümüzdeki günlerde, PKK Narko-Terör örgütünün şehir merkezlerinde başlatacağı “silahlı kalkışma” hareketlerinin bastırılması mümkün görünmemektedir!

Dönemin Başbakanı Recep’in yeğeni 50 kilo esrarla yakalandığında Başbakan Recep’e “Ne yapmamızı emredersiniz efendim” diye soran Emniyet Müdürleri ve onu “50 kilo esrar ile içici” olarak kabul edip üç ay gibi bir sürede serbest bırakan yargı mensupları da bu bozulmanın sorumlularındandır…

Sözün özü;
Polisi “Devletin Polisi” olmaktan, “İktidarın ve ailenin Polisi” haline getirenler ne kadar yanıldıkları en yakın zamanda görülecektir.

Bir büyüğüm AKP üst kadrosu için “Bunların bastığı yerde ot bitmez” demişti. Ne kadar doğru söylemiş! Devletin her kurumunu, özellikle devletin “Denetim Kurumlarını” bozan AKP, TC Polisini de bozmuştur. Yazıklar olsun!
Bu ihanetin acısını Türk Milleti olarak beraberce çekeceğiz…

Sağlık ve başarı dileklerimle 08 Ocak 2014
Rifat Serdaroğlu

3 thoughts on “TÜRK POLİSİ ÇAPRAZ ATEŞTE

  1. TÜRK POLİSİ ÇAPRAZ ATEŞTE

  2. PĞolislerde hiç masum değildir. Karşılıklı menfaat olunca kabak vatandaşın başında patlıyordu. Masumlara şiddet, baş belalarına hürmet gösteren polis zaten ezelden kendi başına buyruktu. Gerçekten bunları gördükten sonra polise de hiç acımam. Her yıl polis teşkilatından binlerin üzerinde kişi atılmakta. Boşuna değil demek ki! Ne ektilerse onu biçiyorlar.

  3. TÜRK POLİSİ ÇAPRAZ ATEŞTE | Cumhuriyetimiz İçin

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s