YÜZLERİNE AYNA TUTTUM

Bazı insanlar göründükleri gibi değildirler. Medya ve propaganda gücüyle
oldukları gibi değil, görünmek istedikleri gibi fotoğraf verirler.
Gerçek olayları anlatarak bunların yüzlerine ayna tuttuğunuzda, güneş görmüş
yarasalar gibi, yerin dibindeki inlerine kaçarlar…

2004 Yılının Kasım ayı,
Irak’ta “Camiler Kenti” diye bilinen Felluce’ deki çok sayıda cami, Amerikan Askerlerinin bombalamasıyla yerle bir edildi. Camilerden topladıkları
Kur’an-ı Kerimleri nişangâh yapan Amerikan Askerleri saatlerce kutsal kitabımızın üzerine ateş ettiler.
ABD’ nin gelmiş geçmiş en salak lideri olan Bush ertesi gün;
“Beni Tanrı yargılayacak. Tanrı bana, George git ve Irak’taki diktatörlüğü devir, dedi. Ben de bu buyruğu yerine getirdim. Bu bana Tanrı’nın verdiği bir görev” dedi.

Bu saçma beyan üzerine dönemin Başbakanı Recep, dünya durdukça unutulmayacak şu sözlerle Amerikan Başkanına destek veriyordu;
“Tanrı ABD Başkanını İsa Mesih’in yolundan ayırmasın. Irak’taki kahraman evlatlarınızın, anavatana en az kayıpla dönmesi için dua ediyorum.”
(Ergun Poyraz-İplikçi)

Yani dönemin Başbakanı Recep, Kerkük’te binlerce Türk ve Müslüman’ı katleden, Türk-Müslüman kadınlara, kızlara tecavüz eden Amerikan Askerlerinin ana vatanlarına sağ-salim dönmeleri için dua ediyordu!

CIA korumasında 16 yıldır Amerika’da lüks ve refah içinde yaşayan cemaat önderi Fethullah Gülen Hoca da, bu konuda tek kelime etmiyordu, edemiyordu.
Camiler yıkılırken, tarihi İslam eserleri ayaklar altında parçalanırken, CIA’ in
Türk Ordusuna tuzak kurma planlarına emniyetteki ve adliyedeki çakalları aracılığıyla destek verdiler…
Aynı feci ve insanlık dışı cinayetler Afganistan’da Amerika eliyle, Suriye’de ve Filistin’de İsrail ve El-Kaide terör örgütü eliyle işlendi.
Dönemin Başbakanı bunları kınamak yerine, El-Kaide militanlarını Türkiye’nin güney sınırındaki kasaba ve ilçelere yerleştirdi. Bu katil sürüleri de, her gün Suriye’ye girip, cinayetler işledi. Üstelik El-Kaideyi destekleyen sözde hocaların telkinleriyle, 14 ve daha küçük yaşlardaki kız çocukları bu katillere peşkeş çekildi!

Kuzey Irak’ta bulunan Türk Askerlerinin başına ABD Askerleri tarafından çuval geçirildi. Gazeteciler dönemin Başbakanına sordular;
“Olayı kınayan bir nota verecek misiniz?”
“Ne notası kardeşim, müzik notası mı” diye yanıt verdi ve o an, hayatının en mutlu anını yaşıyor gibi, tebessüm ediyordu!

Dönemin Başbakanı Recep’in görevde olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletinin “İncirlik” İlçesindeki Askeri Üs’ te bulunan Amerikan Askerleri, oradaki Camiyi postallarıyla basıyorlar, minberi yıkıyorlar, camide bulunan Kuran-Kerimleri paramparça ediyorlar, Müslüman Recep’ ten tek ses çıkmıyordu.
Aynı Recep, Polis şiddetinden canlarını kurtarmak isteyen gençlerin camiye sığınmaları karşısında; “Camiye ayakkabılarıyla girdiler, camide içki içtiler
diye yalan söylemekten hiç utanmıyordu!
Eee, önce Amerika sonra Yeni Müslümanlık, en sonunda da “İleri Demokrasi” böyle oluyordu demek ki?

Demokratik Gösteri ve Yürüyüş hakkını kullanmak isteyen barışçıl insanları “Şiddet Yanlısı” gösterip, elinde pala ve tabanca ile masum insanlara saldıran meczupları savunan dönemin Başbakanının bu konudaki gerekçesi ise tam bir demokratik utanç vesikasıydı; “Ne yapalım yani, şiddet şiddeti doğurur!”

Mısır’da, Müslüman Kardeşler taraftarlarının bir askeri garnizona ateş açması sonucu 51 Mısırlı ölünce, dönemin Başbakanı Recep tüm dünyaya şöyle sesleniyordu;
“Mısır’daki bu ölümlere sessiz kalanlar, öteki dünyada nasıl hesap verecekler? Ama biz orada başımız dik dolaşacağız.”

Irak’ta, 1,5 Milyon insanın ölümüne sebep olan BOP Projesinin hem Eşbaşkanlığını yapacaksın, hem bu insanları katleden, on binlerce kadına kıza tecavüz eden Amerikan Askerlerinin ülkelerine sağ-salim dönmeleri için
dua edeceksin, hem de başın dik gezeceksin öyle mi? Ya Libya’da olanlar?
Ey Amerikan doları, sen nelere kadirsin! Sana köle olan adama, vatanını-insanını-aklını-ahlakını- ettiğin yemini bile unutturursun.

Değerli Okurlar;
Dönemin Başbakanı Recep ve daha düne kadar “Muhterem Hocam” dediği
CIA işbirlikçisi Gülen, ikisi de Türk olmadıklarını her ortamda söylüyorlar.
Türk kelimesini kullanmamaya özen gösteriyorlar.
Örneğin Erdoğan, her zaman “Millet” kelimesini kullanır ama ağzından
“Türk Milleti” kelimelerini asla duyamazsınız.
Yukarıda yazdığım, Türk olmadığını söyleyen bu kişiler sizce gerçek Müslüman olabilirler mi?
Sadece bir kısmını yazdığım ve her biri doğrulanmış tarihi gerçekler olan bu olayları yüzleri kızarmadan yapan insanlar, Müslüman olabilirler mi?

Her zaman söyledim, yine söylüyorum; Bunların sonu ibretlik olacak.
Az kaldı az, yakında göreceksiniz…

Not; TC Devletinin Sayın Savcıları ve Yargıçları;
Cumhurun Başı Recep’e hakaret edildiği gerekçesiyle, çok sayıda insanın özellikle gençlerin özgürlüklerini ellerinden alıp “Tutuklu Yargılama” yolunu tercih ediyorsunuz. Takdir elbette ki sizlerindir. Fakat her gün defalarca ve bilerek “Anayasa İhlal Suçu” işleyen, Lâik Cumhuriyetin-çağdaş eğitimin damarlarını teker-teker kopartan tarikat ve cemaat artıklarının işledikleri suçları
ne zaman göreceksiniz? Yargıçlar kararlarıyla konuşur, derler. Doğrudur ama
Yargıçlar aynı zamanda verdikleri kararlara göre de anılırlar.
Anayasa ve Lâik Cumhuriyeti korumak, öncelikle sizlerin görevi değil midir?

Sağlık ve başarı dileklerimle 19 Şubat 2015
Rifat Serdaroğlu

2 thoughts on “YÜZLERİNE AYNA TUTTUM

  1. YÜZLERİNE AYNA TUTTUM

  2. YÜZLERİNE AYNA TUTTUM | Cumhuriyetimiz İçin

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s