TÜRKİYE ATATÜRK’ÜNÜ ARIYOR

Türkiye Cumhuriyeti bu siyaset cücelerinin elinde oyuncak edilecek küçücük bir ülke değildir!

Binlerce yıllık devlet tecrübesi, çeşitli medeniyetleri bünyesinde barındırmış vatan toprağı, taşı sıksa suyunu çıkaracak genç nüfusu, kültürel ve tarihi zenginliği-İhracatının %75 ini AB Ülkelerine yapabilen ekonomik yapısı, yeraltı-yerüstü kaynakları, 108’i Devlet 69’u Vakıf olmak üzere 177 Üniversitesi, Önlisans-Lisans-Lisansüstü-İhtisas eğitimi alan 4 Milyon 975 Bin 690 üniversite öğrencisi, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 62 Bin okulda Örgün Eğitim gören
17 Milyon 500 bin öğrencisi, mesleklerinde dünyadaki muhatapları tarafından saygı duyulan yüzbinlerce uzmanı olan Türkiye, bu çapsız kişilerin elinde daha ne kadar çile çekecektir?

Adam 67 yaşını geçmiş, defalarca başarısız olmuş, kendi tabanını bile dağıtmış. Sırf Genel Başkan oldu diye, yetkili kurullarını toplamadan, kimseye danışmadan kendi kafasına göre bir karar alacak ve ülke bir kargaşanın içine girecek!
Var mı böyle siyaset…

Adam TBMM nin en yaşlı üyesi. Siyasette görmediği makam kalmamış.
2002 yılında, bir “Siyasi Mürteciyi”, bulunduğu partiler Anayasa Mahkemesi tarafından defalarca kapatılmış bir İslam Devleti savunucusunu, demokrasiyi ülkeyi kafasındaki rejime götürecek bir araç olarak gören seçilme yasağı olan birini, kimseye danışmadan Genel Başkanlık gücünü kullanarak yasalarla oynayıp kurtarmış. O kişi sonradan onun kasetini çektirip dünyaya rezil etmiş.
O ise partisinin haberi bile olmadan, koşar adım yine ona gitmiş, onunla halvet olup aday olmuş ve yasama organının başkanlık makamını “tek adam diktasının” eline vermiş. Var mı böyle çirkinlik…

Fransa’da 4. Cumhuriyetin son Cumhurbaşkanı Rene Coty, Cezayir bunalımı yüzünden Askeri darbe ile karşı karşıya gelince, emeklilik hayatı süren Charles de Gaulle’ ü bizzat göreve davet etmişti.
Fransa Meclisi 1 Haziran 1958 de hükümetin tüm yetkilerini General Charles de Gaulle’ye devretti. De Gaulle, darbeyi önlediği gibi yeni anayasayı da halkoyuna sunarak ülkesini krizden çıkarmayı başarmıştı.
İşte, Bahçeli-Baykal işbirliğiyle, Erdoğan’a devredilen TBMM Başkanlık koltuğu böylesine önemli bir koltuktur.

Şimdi Türk Milleti, çapsız kişilerin, ihtiraslı kişilerin, kendilerinden başka kimseyi düşünmeyen kişilerin, servetleri şaibeli kişilerin, devlet ve millet düşmanı terör örgütünün siyasi maşası olan kişilerin elinde, oradan oraya savruluyor.
Tıpkı dümeni kırılmış bir gemi gibi…

Büyük Atatürk, bugünkünden çok daha ağır şartlarda, Türk Milletinin güvenini kazanmış ve arkasına aldığı bu güçle, emperyalist devletlerin ve onların uşaklarının çirkin emellerine karşı durmuş ve modern Türk Devletinin kurulmasını gerçekleştirmişti. Kurtuluş savaşımızın yapıldığı yıllarda, ne telefon ne de bugünkü modern iletişim araçları vardı. Sadece Askeri Garnizonlarda ve Valiliklerde bulunan, düzenli çalışmayan bir telgraf vardı!
Böyle bir durumda Türk Milleti bir araya gelebilmiş, canı pahasına vatanını savunmuştu. Bu iletişim Türk Milletinin genlerinde bulunan “Sağduyu” dediğimiz kutsal bir his sayesinde sağlanmıştı…

Okuyucularım bana gönderdikleri yüzlerce e-mail ile sürekli şunu sormaktalar;
“İyi, güzel söylüyorsun, bunlardan bıktık ama kime oy vereceğiz? Kim bu dertleri omuzlayacak?”
Bende ısrarla şunu söylüyorum;
“Çaresiz değilsiniz, çare sizsiniz. Türk Milletinin aydın-vatansever insanları olarak bir araya gelmeliyiz. Eğer bizlerin önemli bir kısmı, “Hırsız” kelimesi geçince ilk akla gelen birine çuvalla oy veriyorsak, kendisini Halife olarak gören bir Şeriat savunucusuna hala destek oluyorsak, Türk Milletinin 54 Bin insanının ömrünü çalan bir uyuşturucu çetesinin siyasi temsilcisine hala oy veriyorsak, dönüp suçu kendimizde aramalıyız. Demek ki hala “Çare” olamamışız!

Köyün birinde küçük bir cami varmış. Cami varmış ama cemaat sadece Cuma ve Bayram namazlarında camiyi doldururmuş. Diğer zamanlarda ise her vakit namazına iki-üç kişi gelirmiş.
Köyün muhtarı bir heyetle İlçe Müftüsüne gidip, camiye imam istemişler.
Müftü Efendi, önce gülmüş ve şunları söylemiş;
“Siz önce cemaati bulun, cemaat olmasını öğrenin, ben size o zaman bir imam bulurum…”

Ben, Türk Milletinden hiçbir zaman ümidimi kesmedim. Elbette demokrasimizi korumayı ve sahip çıkmayı da öğreneceğiz.

Sağlık ve başarı dileklerimle 03 Temmuz 2015
Rifat Serdaroğlu

2 thoughts on “TÜRKİYE ATATÜRK’ÜNÜ ARIYOR

  1. TÜRKİYE ATATÜRK’ÜNÜ ARIYOR

  2. TÜRKİYE ATATÜRK’ÜNÜ ARIYOR * “Şimdi Türk Milleti, çapsız kişilerin, ihtiraslı kişilerin, kendilerinden başka kimseyi düşünmeyen kişilerin, servetleri şaibeli kişilerin, devlet ve millet düşmanı terör örgütünün siyasi ma

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s