YAŞLANDIKÇA KÜÇÜLDÜLER

Bizim siyasetçi takımının çoğunluğu, Benjamin Button gibidir!
Yıllar geçtikçe, yaşlandıkça, olgunlaşmaları gereken bazıları öylesine saçmalarlar, öylesine ipe-sapa gelmez sözler ederler ki, şaşar kalırsınız!
Demek ki bunların sadece yaşları ilerliyor, akıl-zekâ-tecrübe kapasiteleri ise gittikçe küçülüyor!
Allah kimseye böylesine küçülmeyi, alay konusu olmayı nasip etmesin diyerek sizlere son günlerin bazı “İncilerinden” örnekler vermek isterim;

Cumhur’un Başı Erdoğan Dede;
Bu kişinin Türkiye’de gelmediği makam kalmadı! Türk olmakla değil, ecdadım dediği Osmanlı olmakla çok övünür!
Övünmesine övünür ama Osmanlının dediğinden hiç ders almaz.
Osmanlı; “Taç giyen baş, akıllanır” der. Yani, devlet ve millet sorumluluğunu üstlenenler, akıllanır. Bizimkinin ise makamı yükseldikçe, sözlerinin değeri azalır, ağzından çıkanı kulağı duymaz!
Devlet kesesinden verdiği iftarlarda sürekli nutuk atar. Salı günü şunları söyledi;
“Bu Saray var ya, dışardan ülkemizi ziyaret eden yabancılar burasını görünce, “Vay be, Türkiye çok büyük bir devletmiş” diyorlar. Biz burasını işte bu yüzden yaptık…”

TC Cumhurbaşkanının sözlerindeki mantığın garipliğini görebiliyor musunuz?
Demek ki kimin Sarayı büyükse, orası büyük devlet oluyor!
Büyük Devlet olabilmek için, mutlaka büyük bir saraya ihtiyaç vardır!
Erdoğan’dan önce Türkiye küçücük bir devlet idi, çünkü sarayı yoktu!
Allahım sen aklımızı koru…

TBMM’ nin en yaşlı üyesi Deniz Baykal Dede;
Hırslarına gem vuramayıp, kaçıncı defadır Erdoğan’ın kazığını yiyen Baykal Dede, Tarafsız Bölge programına çıktı! Erdoğan karşısında “Yeni Gelin” gibi dilsiz olan gazeteciler, karşılarında Baykal Dedeyi görünce adeta aslan kesildiler, sürekli saldırdılar iyi mi?
Baykal Dede, devamlı olarak savunmadaydı. “Ben tüm yaşamı boyunca doğru söylemeyi esas almış biriyim, bana inanmalısınız” deyip durdu.
Kendisini iyi tanıyan biri olarak onun durumuna çok üzüldüm.

Salı günü bir cenaze töreni için Ödemiş’e gitmiştim. Dönüşte arabaya benzin alırken, gölgelik bir yerde sohbet eden vatandaşların yanına oturdum.
Laf döndü dolaştı, Baykal’a geldi. Borç içinde olduğunu söyleyen yaşlı bir patates üreticisi şunları söyledi;
“Arkadaş, sen sekreterin ile beraber olmadın mı? Tomar-tomar filmlerinde senin donlu halini görmedik mi? Hadi bunları geçelim. Yahu sen beraber olduğun sekreterini, tüm CHP’lilerin hakkını yiyerek milletvekili yapmadın mı?
Sen hangi dürüstlükten bahsediyorsun? Hep CHP ye oy veren biri olarak beni partimden soğuttun be. İki seçimdir oy kullanmıyorum ben…”
Ödemiş ’li çiftçinin dediklerinin üstüne kim bir söz söyleyebilir ki?

Profesör Dr. Yusuf Halaçoğlu Dede;
Türkiye’nin yetiştirdiği değerli tarihçilerimizdendir. Kendisini ve çalışmalarını takdir ederiz. Fakat siyasetçi olması için daha kırk fırın ekmek yemesi gerektiğini kendi sözleriyle ilan etti!
TBMM Başkanlığı seçiminde, patronunun TBMM Başkanlığı koltuğunu eliyle AKP’ye ikram etme tavrını örtmekte zorlanıp, kayış sıyırınca bakın neler dedi;
“Deniz Baykal’ı seçseydik, bize dinsiz bir partinin adayını seçtiniz diyeceklerdi!
Ah be Hoca, sen öncelikle neleri söyleyeceğini değil, neleri söylemeyeceğini öğrenmelisin. Yazık ettin kendine! Dımdızlak kalıverdin orta yerde be Dede…

Değerli Okurlar;
Şimdi ülke olarak neden bu halde olduğumuzu anladınız mı?
Koyunun olmadığı yerde Keçi’ ye Abdurrahman Çelebi diyebilirsiniz ama
Devlet Adamı yerine, siyaset bezirgânlarını seçerseniz, burnunuz b.ktan hiç kurtulmaz. Demedin demeyin…

Sağlık ve başarı dileklerimle 09 Temmuz 2015
Rifat Serdaroğlu

3 thoughts on “YAŞLANDIKÇA KÜÇÜLDÜLER

  1. YAŞLANDIKÇA KÜÇÜLDÜLER

  2. Cihan padişahı Yavuz Sultan Selim hep sıradan kıyafetler giyer ve tahta kaplarda yemek yemiş. Hatta yabancı elçileri de paspal giysileriyle huzura alırmış. Bundan rahatsız olan veziri zor bela bu davranışının yanlış olduğunu, elçileri en gösterişli kaftanlarla karşılamanın itibar gereği olduğunu söylediği bir gün, Sultan yine aynı kiyafetini giymiş fakat beline Hz Ali nin kılıcını kuşanmış. Vezirine ziyaret sonrası padişahın giysisi sormasını istemiş. Huzura kabulden sonra vezir elçiye padişahın üzerinde ne vardı diye sorunca, elçi hiç farketmediğini, gözünü kılıçtan ayıramadığını, heybetinden gözünün başka birşey görmediğini söylemiş.
    İşte, önemli olan güç simgeleridir. Şatafat değil. Ama bilgisiz, cahil danışmanlar ancak bu kadar yol gösterebilir. Devletin gerçek gücü, özgür maliyesi ve ordusunun bağımsız, modern ve üstün ateş gücüne dayanır. Gerisi vaz gelir tırıs gider.
    Osmanlı diyorlar ama Osmanlıyı bilmiyorlar. Çünkü ecdad ları Osmanlı değil.
    Bunların hepsi çakma.

  3. Baykal!.. Bu partiye ve ülkeye verdiği zararlar toplumsal yaralanmaya neden olan kişidir!.. Kendini doğru konuşmakla güvenilmesini isteyen zevat,siyasi meftadır. Kaset meselesinden dolayı insanın yüzüne bakamaması gerekirken,utanmadan siyasette her şeye talip olmaya yelteniyor! 2011 Seçimi öncesi ve bu seçim öncesi CHP Genel merkezine yazdım,bu yalancıyı aday göstermeyin diye. Ama her şeyi onlar biliyor ya, kim takar seni,beni,milleti! Tecrübeli siyasetçi denir ama asla ve kat’a değil.Sadece uzun süre vekillik yapan kişi denilebilir. Tecrübeli olsa seçim sonrası RTE davetini asla kabul etmezdi. PARTİNİN HER KADEMESİNDEN UZAK TUTULMASI GEREKEN, Yangında hiç kurtarılmayacak değerdir(!)

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s