ANAYASA SOSYAL BİR MUKAVELEDİR

Halkın devlet ile olan ilişkileri, Yasalar-Teamüller-Kurallar-Yönetmeliklerle düzenlenir ve adına Anayasa denen kitapta ruh ve vücut bulur. Anayasa, halkın devletle karşılıklı olarak imzaladıkları bir “Sosyal Mukaveledir.”
Hem halk, hem de devleti yönetenler, yürürlükteki Anayasa’ya uymak zorundadırlar.
Bu ilişkide emir alan ve emir veren yoktur. Halk bir hak satın almaz. Yasanın kendisine verdiği hakkın yerine getirilmesi için gerekli işlemin, sorumlu devlet memuru tarafından yapılıp yapılmadığını kendisi veya vekilleri aracılığıyla kontrol eder.
Anayasa’yı beğenmemek, değiştireceğini söylemek ve bu yolda yasal siyasal mücadele vermek elbette ki saygındır. Fakat makamı- mevkii- sıfatı-sosyal statüsü ne olursa olsun hiçbir kimse; “Ben Anayasa’nın şu maddelerini beğenmiyorum, uygulamayacağım ve uymayacağım” diyemez.
Böyle söyler ve Anayasa’ya uymazsa suç işlemiş olur.

Devleti yönetenler; “Beni halk seçti. Bu sistem fiilen askıya alınmıştır” gibi hukuk dışı bir söylemlerde bulunurlarsa, başka biri de çıkar ve “Tabii ki özerklik isteyecekler. Özerklik için savaşıyorlar” deyiverir!
İşte o zaman kargaşa çıkar ve devlet çöker ve bir arada yaşamak imkânsız hale gelir…

Defalarca yazdık, yine yazıyoruz. Anayasamızın 6. Maddesi; “Hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz” der!
Ne Anayasamızın, ne Yasalarımızın herhangi bir yerinde, “Cumhurbaşkanı Eşi- Cumhurbaşkanı Kızı, Oğlu-Başbakan Eşi-Bakan Eşi-Komutan Eşi diye bir makam yazmaz, yoktur!
Bu kişiler sadece eşleri yanlarında olduğu zaman temsil görevi gereği devletten hizmet alabilirler.
Bunun haricinde, devletin uçağını-helikopterini-aracını- memurunu-parasını-zamanını asla kullanamazlar. Bunu yapanlar ve bu hukuksuzluğa göz yuman devlet görevlileri ağır suç işlemiş olurlar!

Size dün yaşanan iki hukuksuzluk örneği vermek istiyorum;
*Emine Erdoğan, Beştepe Kaçak Sarayında, Kadın Köy Korucularına konuşma yapıyor! Sonra da misafirlerine yemek ikram ediyor! Konuşmasında; “Huzurumuza kast edenlerden hesap soracağız ve onları bertaraf edeceğiz” diyor!
-Hangi yetkiyle hesap soracaksınız Hanımefendi? Siz kimsiniz, göreviniz ne?
Cumhuriyet Başsavcısı mı, Genelkurmay Başkanı mı, İçişleri Bakanı mı, Özel Tim Komutanı mı, ha gerçekten siz kimsiniz ve nasıl hesap soracaksınız?
-Emine Hanım hangi sıfatla, devlet memuru olan kişileri Kaçak Saraya toplayıp, onlara konuşma yapabiliyor? Anayasa ve Yasalarımızın hangisinde ve neresinde yazan bir “devlet yetkisini” kullanıyor?
-Emine Hanım, Mithatpaşa Akşam Sanat Enstitüsü Ortaokulu 2. Sınıftan terktir!
Hangi eğitimle, hangi bilgi ile ve hangi cesaretle Türkiye’nin en önemli meselesi olan “Terör” konusunda nutuk atabiliyor? Kendisine konuşmalarını hazırlayan devlet memurlarının maaşlarını, Emine Hanım kendi cebinden mi veriyor?

*Sümeyye Erdoğan, kendisine hakaret ettiği düşüncesiyle bir vatandaş hakkında dava açıyor!
-Dava harcını ve Avukatlık ücretini kim, hangi kaynaktan ödedi? Bildiğimiz kadarıyla Sümeyye Hanımın devlette resmi bir görevi yok. Hangi yetki ile devletin aracını-korumalarını-Avukatlarını-parasını kullanabiliyor?
Cumhuriyetin Savcısı ise, Sümeyye Hanımı “Devlet Büyüğü” statüsüne koyup, zavallı vatandaşın ağır bir suçtan ceza almasını isteyebiliyor!
Bu ne had bilmezliktir?

Değerli Okurlar;
Ülkede kan gövdeyi götürür, her gün gencecik çocuklarımız toprağa düşerlerken, bunlar küçük meselelerdir, uğraşmaya değmez diye sakın düşünmemeliyiz. Başımıza gelen her belanın kaynağı işte bu kafadır!
Dünyanın demokrasi ile yönetilen hiçbir ülkesinde böyle densizlikler göremezsiniz. Orada devlet görevine gelenler, kurallara uyarlar ve görevleri bitince hesaplarını verirler ve kenara çekilirler!
Bu tarz densizlikler, dikta yönetimlerinde-çadır devletlerinde-krallıklarda görülür. Biz demokratik bir ülke değil miyiz? Neyiz biz?

Temel 65 yaşından sonra ilk kez İstanbul’a gelmiş. Toplu taşım araçları ile gidip gelirken bazı insanların, şoföre bir kart göstererek, “Paso” deyip ücret ödemeden otobüse bindiklerini gözlemlemiş.
Ertesi sabah, otobüse binerken, evlilik cüzdanını şoföre göstermiş ve paso deyip, geçmek istemiş.
Şoför; “Hoop, bir dakika amca, ver onu bakayım” demiş.
Temel’in evlilik cüzdanına bakan şoför, her sayfayı inceledikten sonra şunu söylemiş;
“Temel Amca, sen bu paso ile ancak Fadime Teyzeye bedava binersin, devletin otobüsüne değil. Bastır bakalım parayı!”

Tekrar söylüyorum;
Hiç kimse ama hiç kimse kaynağını Anayasa’dan almayan bir yetkiyi kullanamaz.
Anlaşıldı mı? Herkes haddini ve yetkisini bilirse çıngar çıkmaz…

Sağlık ve başarı dileklerimle 29 Ağustos 2015
Rifat Serdaroğlu

One thought on “ANAYASA SOSYAL BİR MUKAVELEDİR

  1. ANAYASA SOSYAL BİR MUKAVELEDİR

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s