JÖLENİ AL DA GEL

Erdoğan teee Şili’den “Kuvvetler Uyumu” ilkesine dayanan Türk tipi Başkanlık kampanyasını başlattı!
Patron bir işe başlar da, adamları boş durur mu? Onlar da kampanyaya başlayacaklarını açıkladılar…

Erdoğan’ın “Ekonomiden Sorumlu ve Sorunlu Başdanışmanı” Jöleli namıyla tanınan Yiğit Bulut şu açıklamayı yaptı;
“Herkes üzerine düşeni yapmalı. Biz de üniversite konferanslarımıza başlıyoruz. Tarihi sizlerle paylaşacağım.
Başkanlık, sistemin “en noktası” olup başta ekonomi olmak üzere birçok dinamiğimizin “en noktasına” taşınmasının da yolunu açacaktır. Konuyu objektif olarak tartışalım ve pompalanan korkuların, gerçekleri gölgelemesine izin vermeyelim!”

Jöleli bu gencin babası Adalet Partisi Milletvekili Mustafa Bulut sevilen, saygın, itibarlı biriydi.
Amcası Evren Bulut, “Siyaset İşçisi” sayılacak çok çalışkan, geldiği yere bileğinin gücü ile gelen, toplumla ilgisini sürekli olarak en üst düzeyde tutan, dünya iyisi bir insan, arkadaşım idi. Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmış, çiftçinin-köylünün tüm sorunlarını TBMM de sahiplenen ve savunan, gençliğinde futbol oynamış, çalışkan ve saygın bir milletvekili idi…

Yani Bulut ailesi, sadece Edirne’de değil, tüm Trakya’da ve Anadolu’da dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile tanınan bir ailedir.
Merak etiğim konu, bu güzel aileden, böyle bir çocuğun nasıl çıktığıdır!
Jöleli, boşandığı eşinin babasının Doğan Ailesi ile olan akrabalık ilişkilerinden yararlanarak, televizyonlara kapağı attı. Kamuoyu Jöleliyi bu sayede tanıdı.
Türkiye’nin en hızlı ulusalcılarından biriydi. Erdoğan ve AKP’nin ekonomik politikalarını yerden yere vururdu!

Sonra ne olduysa, başına ne geldiyse, kim kandırdıysa, kim bozduysa Jöleli genç tatarak topaç gibi fır-fır dönüp, hoooop kendini Saray’ın kucağına atıverdi!
Danışmanlıktan öte, iki tabancası ile Saray’ı korumak uğruna, ölümüne savaşacağını da söyledi!

Jöleli, Erdoğan’ın sesi olan Vakıf Üniversitelerine gideceğine, iki tabancasını mermilerini alsın bize, yani İzmir’e gelsin! Gelsin de bize “Kuvvetler Uyumu” olan Türk tipi Başkanlık nasıl olurmuş iyice anlatsın. Biz soralım, Jöleli anlatsın.
Bakarsın bizi de inandırır ve patronunun gözüne daha iyi girer.
Ama gelirken Jöleni al, öyle gel tamam mı?

Değerli Okurlar;
14 yılda ülkeyi iç savaş noktasına getiren Cumhur’un Başı’nı, en yakınında çalışan siyaset arkadaşları da terk etmeye başladı. Onlar da artık AKP’yi ve Erdoğan’ı savunamıyorlar!

Herkesin şu yalın gerçeği görmesi gerekmektedir;
Cumhur’un Başı, kendi emrinde olacak devlet kurumlarıyla birlikte Başkanlık sistemine geçmeyi, 17/25 Hırsızlık-Yolsuzluk-Rüşvet olayları nedeniyle
TÜRK YARGISINDAN kaçmak için ister.
Tek sebep budur! Yoksa parlamenter sistemde yapmak isteyip te, yapamayacağı, yetki eksikliği çektiği tek konu yoktur. Amaç hesap vermemek, yargıdan kaçmaktır. Sanki şimdiye kadar kaçan olmuş gibi…

Polis, adamı yakalayıp önce Savcı’nın sonrada Yargıç ’ın karşısına çıkarmış.
Yargıç dosyadaki evrakları inceleyip sormuş;
“Evladım, 1994 yılından bu yana acayip derecede zenginleşmişsin. Neredeyse dünyanın en zengin adamlarından biri olmuşsun. Sadece sen değil, çocukların, çulsuz akrabaların da çok zengin olmuşlar. Ama devlete tek kuruş vergi vermemişler. Eskiden taksicilik yapan enişte bile dolar milyarderi olmuş.
1994 yılından bu güne kadar, aldığın maaşları hiç harcamadığını farz etsek, Milli Piyango-Loto-Toto-At Yarışlarının her haftaki büyük ikramiyelerinin tamamının yalnız sana çıkmış olduğunu var saysak bile yine hesap tutmuyor!
Hepsini topluyorum, çocuklarının vakıflarındaki kadar para etmiyor.
Üstüne bir de yurtdışı yatırımlarını koyarsak, aklımı oynatacağım yahu!
Sen ne diyorsun? Savunmanı dinlemek isterim!” demiş.

Uzun boylu, ceketi omuzunda, kabadayı kılıklı adam;
“Avukat isterim Hâkim Bey, bu benim yasal hakkım” diye diklenmiş!
Yargıç şaşkınlıkla; “Evlat, ne yapacaksın Avukatı, bak her şey meydanda, Avukat ne diyecek ki” demiş.
Uzun boylu adam; “Valla Hâkim Bey, bende öyle danışmanlar var ki, olmazı oldururlar. Onların bulacakları Avukat ne diyecek, doğrusu ben sizden fazla merak ediyorum…”
Ne demiş Katar Şeyhi;
Ya Seydi, akşam hurmayı fazla yeme! Akşamdan yediğin hurmalar, sabah çok kötü tırmalar…

Sağlık ve başarı dileklerimle 03 Şubat 2016
Rifat Serdaroğlu

One thought on “JÖLENİ AL DA GEL

  1. Yok Sayin Hocam, kesinlikle akil mantik isi degil Ülkemizde sehitler yikimlar ölümler terör siyasi ve ekonomik bozulma savas ve icsavas ihtimali belirmis hersey otomatige baglanmis gibi seyrediyor. Bizim liderimiz Dünya turunda üstelik Obama´ya özenircesine zirhli aracini da beraberinde götürüyor ülke millet umurunda degil varsa yoksa koltuk güc servet ve hesap vermeme,oyunlari…Böyle bir Ülke´ de hirsi aklinin önüne gecmis duygu intikam öfke ve husumeti ile ün yapmis bir idarecinin altinda bir vatandas olarak kendinizi ne kadar güven ve huzur icinde hissedersiniz?Tek adam koca Türkiye´yi her alanda savurup atti da bu TÜRKIYE birsey yapamadi ya ben kendi adima valla PES diyorum artik hocam lakin lafin bittigi yerdeyiz.

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s