SEROK AHMET KAÇTI

Kim ne derse desin, Erdoğan’ın yükü Serok Ahmet’e ağır geldi, biiir!
Yurtdışı ilişkileri “ÇOK ÖZEL” olan Serok Ahmet, kendisine yurtdışından yapılan telkini dinlemek zorunda kaldı, ikiii!
Ülkemizi “Stratejik Derinlik” diyerek soktuğu Ortadoğu bataklığında boğulmaktan korktu, üüüç!
Kaçıp kurtulmada has adamı Hakan Fidan’dan daha becerikli olduğunu gösterdi, dööört!

Serok Ahmet’in basın toplantısını dikkatle izledim!
Dokunsanız ağlayacak gibiydi.
Sürekli olarak kendisinin ne kadar başarılı olduğunu anlattı.
Abisi Erdoğan’a bağlılığını ve bundan sonra da bağlı kalacağını söyledi.
Üç-beş kuru alkışla toplantı salonundan ve Türkiye’nin gündeminden kaçtı, gitti…

Serok Ahmet konuşmasını bitirir bitirmez abisi Erdoğan açıklama yaptı;
“Ben ona ayrıl demedim, kendisi bana o öneriyle geldi” deyip, Başbakanı Cami avlusuna bırakıverdi…

Serok Ahmet, kendi işinden ayrılsaydı “gittiğin yeri güldür” der geçerdik!
Fakat Türk Milletine tek-tek hesap vermeden kimse kaçamaz. Serok da hesap verecek, hesabı temiz çıkarsa istediği yere gidebilir, amma hesabı alnının akıyla veremezse, gideceği tek adres var orası da Silivri…

Eee Serok Ahmet;
-PKK ve İŞID, Türkiye’yi bomba ve silah deposu yaparken siz icranın başında idiniz. Ülkeye girmesine göz yumduğunuz bomba ve silahları almadan nereye gidiyorsunuz?
-Bu bomba ve silahlarla ölen, yaralanan gençlerimizin hesabını vermeden, onlardan helallik almadan kaçabileceğinizi mi sanıyorsunuz?
-Cumhurbaşkanının, TBMM Başkanının “Anayasa İhlal Suçlarını” işlemelerine, Lâik Cumhuriyeti yok saymalarına söyleyecek tek sözünüz yok mu? Onlar gibi mi düşünüyorsunuz?
-Sizin namusunuza emanet edilmiş “Örtülü Ödeneğin” ne kadarının sizin tarafınızdan, ne kadarının Erdoğan tarafından ve nerelere harcandığını Türk Milletine açıklamadan nereye gidiyorsunuz?
-Hırsızlık-Yolsuzluk yapan Bakanlarınızı Yüce Divan’a sevk etmediniz. Gözünüzün önünde özellikle “Özelleştirme Yüksek Kurulunda” ve yüksek rakamlı devlet ihalelerinde yapılanlara ses çıkarmayarak suça ortak oldunuz. Bunları anlatmadan kaçabileceğinizi mi sanıyorsunuz?
-Tankla-topla yıkılan mahalleleri-ilçeleri Toledo’ya dönüştürmeden nereye gidiyorsunuz?

Bakınız Serok Ahmet;
Vereceğiniz o kadar hesap var ki, hepsini yazmaya kalksak Zekeriya Öz’ün iddianameleri kadar kalın olur. Sizinle işimiz bitmedi yani, daha çok görüşeceğiz, çoook…
Siz hele bir iyice dinlenin, arayanız soranınız iyice azalsın, telefonlar sussun, kafanızı dinleyin.
Daha sonra sizi arayacağız. Öptüm Serokçuğum…

Sağlık ve başarı dileklerimle 07 Mayıs 2016
Rifat Serdaroğlu

4 thoughts on “SEROK AHMET KAÇTI

  1. Kaleminiz dert görmesin dilinize sağlık düşündüklerimi yazmışsınız ne bir eksik ne bir fazla…hesap vermeden hiç bir yere gidemiycekler bataklığa sürdüler oğlanlarımızı üçer yedişer hergün toprağa veriyoruzşehit kanlarında boğulacaklar

  2. Atatürk ile İnönü arasında anlaşmazlık çıkabilir canım. Bu olağandır!Anlaşmazlığın nedeni görünürde Hatay meselesidir. Atatürk Hatay’ı almak istemekte, İnönü de Fransa’yla papaz olmaktan korkmaktadır.Gerçek neden, İnönü’nün, İş Bankası’ndan sonra bir de Denizbank gibi girişimlerle gelişmeye yönelen Türk kapitalizmini dizginlemek istemesidir. Palazlanan burjuvazinin bürokrat diktasından kopmak, artık kendi kanatlarıyla uçmak isteyeceğini sezmiştir! Bürokrasinin lideri olarak bu hiç işine gelmemektedir.Atatürk ise onu kıskıvrak sarmış olan bürokrasi çemberinden bunalmıştır. O da artık “İnönü hizibinin” ülkeye destek değil köstek olduğunun farkına varmıştır. Nihayet! Tercihini ekonomiyi canlandırma yanlısı Celal Bayar’dan yana kullanacaktır.Yani, cumhurbaşkanıyla başbakan arasında anlaşmazlık doğalmış efendim. Devlet yönetiminde “iki başlılık” arzu edilmezmiş, eh bu da normaldir.Bu anlaşmazlık günün birinde “özel tren vagonunda çata çat kavga”ya bile dönüşebilir. Bu da olağandır.Hiçkimse merak etmez, 1927, 1931 ve 1935 seçimlerini Atatürk mü kazanmıştı, yoksa İnönü mü kazanmıştı? Kimse tartışmaz, İnönü’yü halk mı başbakan yapmıştı?İnönü’ye “çekilsen iyi olur” denebilir, bu olağandır.Bu açık seçik bir “görevden alma”dır ama olağandır. Hani daha önce de Fethi Bey’in görevden pat diye alınması gibi…Yıl 1937’dir, memlekette başkanlık sistemi yoktur, parlamenter sistem vardır. Hatta bazı iddialara göre demokrasi bile vardır. Bu sistemde cumhurbaşkanı başbakana “çekil” diyebilmektedir, vallahi olağan sayılır.İnönü’nün görevi bırakması için parti kongresi falan da beklenmez, dolambaçlı yollara ne gerek vardır, değil mi efendim?Fakat ele güne karşı “çok çalışmaktan sürmenaj oldu” diye bir bahane uydurulabilir, olağandır.Sonra günün birinde Milli Şef dönemi gelir… Memlekette başkanlık yoktur, parlamenter sistem vardır ya…1939 ve 1943 seçimlerinde halk ila maşallah hep “tercihini” yapar…Refik Saydam, Şükrü Saracoğlu, Recep Peker, Hasan Saka, Şemsettin Günaltay falan, İnönü’nün “başbakan kisvesi altında yardımcıları” değil, maşallah hep halkın getirdiği başbakanlardır!İnönü’ye yapılınca olağan, daha sonra İnönü kendisi başkasına yapınca olağan (Almanya yenilmeye yüz tutunca Saracoğlu’nu, daha sonra çok partili sisteme geçilmesine karşı çıkan Recep Peker’i bir çırpıda defterden silmesini hatırlayalım), Recep Tayyip Erdoğan yaparsa problem, öyle mi?1960 başlarında Bayar aynı şeyi yapabilseydi, Menderes’i görevden alsaydı darbe olur muydu? Bu iyi mi olurdu kötü mü?Muhalif basına da soruyorum: 1937 yılında gazete çıkarıyor olsaydınız, meseleyi bugünkü gibi köpürtmeye, kanırtmaya, çarpıtmaya yüreğiniz yeter miydi, maçanız sıkar mıydı?Malum-u aliniz, o zaman demokrasi vardı, şimdi dikta var ya…

    Date: Sat, 7 May 2016 04:54:46 +0000
    To: cengiz53@hotmail.com

  3. ..bu yazılanlar yalan mı…bide bu konu hakkıda yazsana bakan….”Süleyman Demirel… Başbakanlık yaptı, Cumhurbaşkanlığı yaptı.
    Cumhurbaşkanı iken defalarca “başkanlık sisteminden” söz etti.
    “Tartışılmasını” istedi.
    Cumhurbaşkanlığı görevi sona erdi… Demirel yine “başkanlık sistemi gerekli” dedi.
    Süleyman Demirel’le “Bu konuyu” belki kırk defa konuşmuştuk… Ve yazmıştık.
    Demirel, başkanlık sistemi üzerine her konuşmasında “İşlemeyen devletten” söz ederdi… “İşlemesi için ise” başkanlık sisteminin gerekli olduğunu söylerdi.”

  4. SEROK AHMET KAÇTI – Prof. Dr. Ahmet SALTIK

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s