Y Ü Z S Ü Z L Ü K

Sevgili Gençler;
Aşağıda son zamanlarda yaşanan bazı “Yüzsüzlük” örnekleri vereceğim.
Amacım sizleri uyarmak ve “sakın özenip de bunlar gibi olmayın” demek içindir!

-Erdoğan’ın Korumaları;
Sümeyye- Selçuk çifti, babalarının malı (!) olan Huber Köşkünden çıkarlarken, her biri “Devlet Memuru” olan ve geçici bir süre için Erdoğan’ı koruma görevi verilmiş polisler, havaya ateş açıp gelin ve damadı uğurlamışlar!
*Meskûn bir mahalde havaya ateş açmak, ilkelliktir, suçtur.
*Devlet Memuru olan polisler, istedikleri anda silah kullanıp ateş açamazlar. Silah ve mermiler devletindir. Devletin silahını gereksiz yere kullanmak, devletin mermilerini boşa harcamak da suçtur.
Bu suçtan başta havaya ateş açan polisler, onların amirleri ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri sorumludur. Bu yapılanlar “Yüzsüzlük”tür.

Erdoğan Çifti;
Kızlarını evlendirdiler! Umarım mutlu olurlar!
Soma’da iki yıl önce aynı gün AKP hükümetinin ihmali olan kaza sonucu 301 madencimiz, canlı-canlı toprağa gömülmüştü.
Bu facianın yıldönümünden başka bir günde düğün yapmayı düşünemediniz mi?
Siz Erdoğan çifti, çocuğunuzu evlendirmek için bizim ödediğimiz vergilere mi güvendiniz? Çocuğunuzu niçin kendi paranızla evlendirmiyorsunuz?
Devletin, Belediyelerin yani Türk Milletinin parasıyla düğün yapma hakkını nasıl oluyor da kendinizde görüyorsunuz?
Bu yapılanlar hem “Yüzsüzlük” hem de “Görgüsüzlük”tür.

Genelkurmay Başkanı;
Evlâtlarımızın canlarını emanet ettiğimiz Türk Ordusunun Genelkurmay Başkanı, 8 çocuğumuzun vatan savunması uğruna şehit olduğu bir günde, Türk Milleti kan ağlarken hiçbir düğüne, eğlenceye gidemez…
Askeri helikopterleri, düğüne davetli taşımak için kullandıramaz. Kendisi de özel işleri için, örneğin düğüne gitmek için devletin helikopterini kullanamaz.
Bu suçtur.
Türk Ordusunun Genelkurmay Başkanı “Lâiklik Anayasa’dan çıkarılmalıdır” diyen biri ile makamı ne olursa olsun tokalaşamaz, yan yana duramaz.
Genelkurmay Başkanı, Türk Ordusuna mal satan biri ile düğününe gidecek kadar samimi olamaz. Olursa “Nasıl bir ilişki içindesiniz” sorusuna muhatap olur.
Bu yapılanlar hem “Yüzsüzlük” hem de “Üniformaya ihanettir”.

TOKİ Erdoğan;
A şapşik eski Bakan! Sen kimsin ki, hala devletin arabasına biniyorsun?
Sen kimsin ki, devletin polislerini koruma olarak kullanıyorsun? Sen kimsin ki, görevini yapan insana polislerle birlikte saldırabiliyorsun, vurabiliyorsun?
Copla vurduğun o genç var ya, sıkıysa tek başına iken ona saldır da, o genç senin vücudunu, copla bütünleştiriversin!
Bu yapılan hem “Yüzsüzlük” hem “edepsizlik” hem de “görgüsüzlüktür.”

Kayınço Binali;
Oğlu Kumarhanede, Kayınço otel Bahçesinde avanta dolarları çantaya tıkmakta, Yeğeni meyhanede rakı sofrasında!
Bizi kimsenin kumarı-cepçiliği-içkisi ilgilendirmez. Fakaaat kumar masasındaki para, otel bahçesindeki demet-demet dolarlar Türk Milletinden araklanan paralarsa, yeğen sadece akraba olduğu için İstanbul Ulaştırma Bölge Müdürü olarak atanıyorsa, bizi bal gibi ilgilendirir ve deriz ki;
Bu yapılanlar hem “Yüzsüzlük” hem “Görgüsüzlük” hem de “Ahlâksızlıktır”…

Sevgili gençler, önünüzde ayna gibi duran bu olaylara iyi bakın. Sakın bunların şimdiki hallerini görüp bunlara özenmeyin. Bunların sonu ibretlik olacaktır.
Hem de çok yakında, göreceksiniz…

Sağlık ve başarı dileklerimle 17 Mayıs 2016
Rifat Serdaroğlu

2 thoughts on “Y Ü Z S Ü Z L Ü K

  1. Gözleri, kulakları, elleri, ayaklarıyla,
    han hamam, apartıman ve konaklarıyla,
    çatal, bıçak, tabak ve bardaklarıyla,
    16 sayfaları, baskı makinaları-tanklarıyla,
    yamak ve yardaklarıyla
    hücuma kalktılar! ..
    hele içlerinde öyle bir tanesi var,
    öyle bir tanesi var ki:
    İnsanın yüzüne öyle bakar,
    Öyle melûl bakar ki:
    toka edersin eline papelini.
    Ve sıkar sıkmaz onun belini
    sivri dilli, zilli bir bebek gibi çırpar elini..O komik bir ademdir.
    Portakal oğlu zademdir.
    *Han, hamam, apartıman ve konaklarınızla,
    çatal, bıçak, tabak ve bardaklarınızla,
    yamak ve yardaklarınızla
    hücuma kalktınız!
    Hak varsa eğer,
    hücuma kalkmak hakkınız..Efendiler,
    ikinizle teker teker
    paylaştık kozumuzu!
    şimdi sıra onun,
    gelsin o! !
    Gel.
    Sen:
    İtlerini öne itip
    karanlıkta yol kesen
    hatip! ! !Sen:
    Beşinci Mehmedin saltanatını,
    Halifenin altın nallı kır atını,
    papellerin kat katını
    ve teneke suratını,
    doldurup torbana
    sıska sırtında taşıyorsun..Torbanı doldurmak için yaşıyorsun.
    Bana gelince
    ben:
    geniş omuzlarımda dimdik bir kelle taşıyorum.
    Ve yaşıyorum:
    kellemin
    içindeki
    için..
    Farkındayım niçin:
    kan
    fışkırıyor
    bana bakan
    `ateş feşan? ! `
    gözlerinden…
    Ve niçin:
    cümleler ezberlemişsin
    Fehim Paşanın sözlerinden…Fehim Paşanın hayrülhalefi,
    bize sökmez afi..
    Çıkmak istediğim yaldızlı merdiven yok.
    Kalbimin elinde ipekli eldiven yok..
    Çıplak bir yumruk gibi kalbimi soymuşum.
    Kellemin
    içindeki
    için,
    kellemi koymuşum..
    Sen…
    Hayır…
    Seninle böyle konuşmak istemem..
    Hem,
    ben ki yegane asaleti
    dişli düşmanla boğuşmakta bulanım,
    seninle boğuşmak istemem..
    Sen bir komik ademsin.
    Portakal Oğlu zademsin.
    toka ederler papelini,
    sıkarlar senin belini,
    sivri dilli, zilli bir bebek gibi çırparsın elini.
    Sen bir komik ademsin! ..
    Sen…
    Fehim Paşanın hayrülhalefi…………………….
    Bu kadarı kafi…….
    Date: Tue, 17 May 2016 03:44:09 +0000
    To: cengiz53@hotmail.com

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s