19 MAYIS VE AZİZ SANCAR

19 Mayıs, Türkiye Cumhuriyetinin dönüm noktalarından biridir.
Türk Gençliğine güvenen ve ülkenin geleceğini gençlere emanet eden Büyük Atatürk, Kurtuluş Savaşımızın bu önemli gününü Türk Gençliğine “Bayram” olarak armağan etti…

1919 yılından 27 yıl sonra Mardin-Savur’da 8 kardeşin 7 incisi olarak Aziz Sancar adında bir bebek doğdu. Ailesi okuma-yazma bilmeyen Aziz, çok zor şartlarda ilk ve orta eğitimini tamamladı.
Yılmadı ve Tıp Fakültesine 1963 yılında girmeyi başardı.
Amerika’nın saygın üniversitelerinde çalıştı. 300 bilimsel makalesi ve 12 binden fazla atıfla, tüm dünyanın dikkatini çekmeyi başardı.
Sonunda Nobel Ödülünü kazanarak Türk Milletine büyük bir onur yaşattı…

Aziz Sancar, Büyük Atatürk’ün Cumhuriyet felsefesinin ete-kemiğe bürünmüş halidir.
Yıllardır taraflı ve haince yapılan bir ihanet projesini, tek başına yırtıp atmıştır.

Aziz Sancar Nobel’i kazanmakla tüm dünyaya şöyle seslenmiş oldu;
-Atatürk Cumhuriyetinde, kimseye etnik kökeninden, inancından dolayı ayrım yapılmamıştır. Herkese fırsat eşitliği tanınmıştır.
-Kürtçü-Bölücülerin ve Şeriatçıların propagandaları külliyen yalandır. Cumhuriyet, ayrımcılığa karşı çıktığı gibi, Lâiklik ilkesiyle de herkesin inancına saygılı olmuştur.
-Cumhuriyet; fikri özgür, inancı özgür, barışçı insanlar yetiştirmiştir.
-Cumhuriyet Dönemi eğitim sistemi çağdaştır ve konularında dünyadaki muhataplarıyla yarışacak kalitede gençler yetiştirmiştir…

Aziz Sancar, Hacettepe Üniversitesinde yaptığı konuşmasını şu sözlere bitirmiştir;
“Nobel, Cumhuriyet ve Atatürk sayesinde kazanıldı…”

Aziz Sancar, Dünyadaki Türk düşmanı hiçbir lobinin peşine takılmadan, hakkıyla aldığı Nobel ödülünü 19 Mayıs günü Büyük Atatürk’ün manevi huzurunda, Anıtkabir’e bırakarak, Cumhuriyete ve Atatürk’e bağlılığını tüm dünyaya haykırmış olacaktır.

Şüphesiz ki tüm 19 Mayıslar değerlidir. Ama bence bu yılki 19 Mayıs en az
ilk 19 Mayıs kadar değerlidir.
Teşekkürler Aziz Sancar, sayende Cumhuriyetin yıkılamayacağını başımızdaki
şer odaklarına bir daha göstermiş oldun…

Ne Mutlu Türküm Diyene…

Sağlık ve başarı dileklerimle 19 Mayıs 2016
Rifat Serdaroğlu

One thought on “19 MAYIS VE AZİZ SANCAR

  1. FAHRETTİN ALTUNMilletçe alkışlıyoruz!paylaştweetlepaylaşAAYazdırYazara E-posta GönderYükleniyor…Ne demiştik? “Dokunulmazlık oylamaları neyin ne olduğunu ortaya serecek!”
    Tam da böyle oldu. Dün TBMM genel kurulunda teröre destek veren milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusu görüşüldü.
    Önce “dokunulmazlık maddelerinin görüşülmesini öngören oylama” yapıldı. Bu oylamada348 milletvekili evet oyu kullandı.
    Ardından birinci maddenin oylamasına geçildi. Onda da tablo değişmedi. 350 milletvekili evet oyu verdi. İkinci maddeye ise 357 milletvekili evet dedi.
    Peki kim “hayır” dedi? HDP’liler ve CHP’liler el ele verip “hayır” dediler.***Türkiye’nin en önemli mücadelesinde kimin nerede durduğu ayan beyan ortaya çıkmış oldu.
    Kimin terörle mücadeleye destek verip, kimin vermediği netleşti.
    Kılıçdaroğlu bu görüntüyü gizleyebilmek için çok uğraştı. Pek tabii ki başarılı olamadı.
    Bir kere daha milleti aptal yerine koyup siyasi strateji üretti. Hayır oylarını “AK Parti’nin firesi” diye pazarlayabileceğini düşündü. Fakat herkes oyunu gördü.
    2010 sonrasında dizayn edilen yeni CHPnin meyveleri bunlar. Bu CHP, HDP’nin ve PKK’nın yancısı haline gelmiş bir CHP. Paralel yapının tutsağı olmuş bir parti!
    Yeni CHP, 2013 Gezi kalkışması ile sokağa indi. Sokak kalkışmalarına, paralel yapının darbe girişimlerine ortak oldu.
    PKK teröründen medet umar hale geldi. DAİŞ terörüne karşı bile devletin yanında duramadı.
    Bu siyaset fotoğrafını çok iyi okumak gerekir. Gayrı milli muhalefet bloğu sadece taktiksel bir birliktelik olarak, geçici bir koalisyon olarak okunamaz. Bu blok günden güne “ideolojik ortaklaşma” yaşıyor. “Erdoğan düşmanlığı” adı altında bu toplumun değerlerine karşı duran, “küçük olsun, benim olsun” yaklaşımıyla her büyüme hamlesinin karşısında duran bu blok, giderek “devrimci şiddeti kutsayan” marjinal bir siyasi harekete dönüşüyor.
    Bu durum ne ülkemiz, ne siyasal kültürümüz açısından sevinilecek bir durum değil.
    Ülkenin “ana muhalefet partisi”nin düştüğü duruma bakın. Meşru siyasetin sınırlarını bilen, toplumun iradesini esas alan, ülkenin ekonomik olarak büyümesi, uluslararası alanda güç ve itibar kazanması için çalışan aktörlere sadece iktidarda değil, muhalefette de ihtiyacımız var.***Muhalefet partileri birkaç yıldır seçilmiş iktidara yönelik gayrı meşru saldırılarını “kutuplaşma” söylemiyle meşrulaştırmaya çalışıyorlar.
    R. Tayyip Erdoğan’ın toplumu kamplara böldüğünü söylüyorlar. Oysa Erdoğan, toplumdaki doğal ayrışmaları, farklılaşmaları tanıyan bir siyaset izlediği için başarılı oldu.
    Gayrı milli muhalefet bloğu ise, toplumda suni çatlaklar oluşturmaya, o çatlaklarda birbirleriyle çatışan cepheler inşa etmeye çalışıyor.
    Seçilmiş iktidara da, onu destekleyen toplum kesimlerine de düşman olarak bakıyorlar.
    Türkiye siyasetinin normalleşmesi için muhalefetin de normalleşmesi gerekiyor. Oysa birkaç yıldır militanca bir tavırla saldırdıkları Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün engellemelere rağmen siyasal, toplumsal ve ekonomik katma değer üretmeye odaklı ajandasını hayata geçirmeye çabalıyor.
    Bunu yaparken de daima milletle konuşuyor. Ve pek tabii ki terörle mücadele sürecini de kararlılıkla yürütüyor.
    Bu süreçte milletten yana tavır takınmayanları, teröre arka çıkanları görüyoruz. Ve milletçe alkışlıyoruz!

    Date: Thu, 19 May 2016 04:04:02 +0000
    To: cengiz53@hotmail.com

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s