TEK BAŞINASINIZ (1)

Demokratik bir ülkede “Siyasi Partiler”, “Bağımsız Yargı”, Özgür Basın”, “Anayasal Kurumlar” niçin vardır! Söyleyin lütfen, niçin bu kurumlar vardır ve bunlar niçin Türk Milletinden alınan vergilerden oluşan Milli Bütçeden ödenek-maaş alırlar?

Türkiye’yi vatan, yaşam tarzını demokrasi ve çağdaşlık, kendisini özgür birey olarak kabul eden herkes ama herkes lütfen kendinize sorar mısınız?
Bunlar niçin varlar ve ne iş yaparlar?

Bunların en öncelikli görevi, demokratik rejimin tehlikeye düşmemesi, ülkenin orta çağ karanlığına ve bir iç savaşa gitmemesi, kişi hak ve özgürlüklerinin ortadan kaldırılmaması için kendilerine ANAYASA tarafından verilen görevleri yapmaları değil midir? Peki, bunların içinde Anayasal görevlerini gereği gibi yapan var mı? Beraberce bakalım mı?

Önce her biri demokrasimizin vazgeçilmezleri olarak değerlendirilen partilerimize bakalım;
-HDP (Halkların Demokrasi Partisi);
HDP, 54 binden fazla insanımızı bebek-kadın-yaşlı-genç demeden öldüren-sakat bırakan kısacası hayatlarını çalan uyuşturucu-organ kaçakçısı katiller sürüsü PKK’nın siyasi kanadıdır.
Türkiye’yi parçalamak ve emperyalist devletlerin maşası olacak Kürt Devletini kurmak için çalışan bir partidir. Bunların demokrasiyle alakaları yoktur. Demokrasinin kırıntısı olsa, lider olarak kabul ettikleri Barzani’nin bölgesindeki dinci diktaya karşı çıkarlardı. Kandil’in emriyle hareket etmezlerdi. Hepsi PKK militanıdırlar. Akrabaları içinde Türk Askerini-Polisini-Köy Korucusunu öldürmeyen çok azdır. HDP Türkiye’nin değil, PKK’nın partisidir ve organize bir suç örgütüdür. Böyle bir partiyi var sayabilir misiniz?

-MHP (Milliyetçi Hareket Partisi)
Genel Başkanları sayesinde son sürat yok olmaya giden bir parti! Bahçeli ve Semih Yalçın, ikisi kalana kadar partiden herkesi atacaklar. Bahçeli’nin önünde tek görev kaldı, o da Erdoğan’ı Başkan yapmak! Milliyetçiliği kimseye bırakmayan, kürsüden urgan atan Bahçeli, Türk Milliyetçiliğini ayakları altına alan Halife özentisinin “Arka Bahçelisi” oluverdi. MHP, tek kişinin siyasi zevklerini tatmin eden bir örgüt haline geldi. Konuşmaya değer mi, var sayabilir misiniz?

-CHP (Cumhuriyet Halk Partisi)
CHP ile Kılıçdaroğlu’nu ayrı ayrı değerlendirmek gerekir.
Kılıçdaroğlu, TESEV üyesidir ve ısrarla üyeliğini devam ettirmektedir. TESEV adlı kuruluşun 17 Hukukçunun katılımıyla hazırladığı “Kürt Sorununun Çözümüne Doğru Anayasal ve Yasal Öneriler” adlı raporunu okursanız, Kılıçdaroğlu’nun gerçek düşüncelerini anlarsınız.
Bir de Cumhuriyeti kurduğunu iddia eden partinin Büyük Atatürk’e “Deccal-Kefere Kemal” diyen bir meczubu Genel Başkan Yardımcısı yapması, kendisine oy vermek isteyen Türk Milletine “niye bana oy vereceksin” diye taş atmasına benzer!
Kılıçdaroğlu son olarak, “Seçimle gelen seçimle gitmeli” diyerek hem HDP’ye destek olmuş hem de AKP’nin 2002 yılından beri PKK’yı ülkenin başına tekrardan bela eden uygulamalarına da destek vermiş oldu! Kılıçdaroğlu hangi seçimden bahsediyor? Güneydoğu Bölgemizde trafik kontrolü yapıp vatandaşlarımıza kimlik soracak hale gelmiş PKK, seçim zamanı sandığa müdahale etmeyecek mi yani?
Devlet, devlet gibi olsa PKK’nın sandık başındaki tehdit ve baskısını engellese, HDP’nin Güneydoğu bölgesinde alabileceği oy %18-20 arasında kalacaktır.

Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP’nin, hiçbir zaman AKP’yi alt etme durumu olamaz. Çünkü bu yönetim Türk Milletini tanımıyor! CHP’den iktidar bekleyen, ağustos ayında kar yağmasını beklesin, daha çabuk isteğine ulaşır.
Şu anki yönetimiyle CHP belki Danimarka’da, Norveç’te iktidar olabilir ama, Türkiye’de asla!

-AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi)
Bu parti, Türk demokrasi tarihinin en başarılı illüzyon ustasıdır.
Demokrasinin verdiği nimetlerden yararlanarak demokratik rejimi yıkmak, yerine Federe İslam Devletini kurmak isteyen bir partidir. AKP’nin 2002 yılından bu yana görev yapan üst yöneticilerine ve Bakanlarına bakın, yüzde sekseni İstanbul Belediyesi, yüzde on’u tarikat, yüzde on’u da FETÖ kökenlidir. Aralara da ilaç niyetine birkaç tane Köksal Toptan gibileri serpiştirebilirsiniz.
Çoğunun geçmişten gelen yolsuzluk dosyaları vardır!

AKP ile ilgili o kadar çok yazı yazdım, mahkemelerde öylesine delilleri zapta geçirttim ki, hepsi gün gelecek teker-teker Yüce Divan iddianamesinde yer alacak.

AKP’nin tüm günahları-suçları affedilse bile, 54 bin insanımızın hayatını, çocuklarımızın hakkı olan 400 Milyar Doları çalan bebek katili Öcalan’ın mektubunu Diyarbakır Meydanında ve TBMM de okutması ve bu uyuşturucu baronundan yeni bir Mandela çıkartmaya kalkması yok mu, asla af edilemez…

Erdoğan ve AKP, son sürat Cami duvarına doğru gidiyorlar. Artık duramazlar. Sonucuna da katlanacaklar…

Not; Yarın “Bağımsız Yargı”, “Özgür Basın”, Anayasal Kurumlar” konularını yazalım. Lütfen TESEV’in Kürt raporunu okuyun…

Not; Zahide Uçar kardeşime teşekkür ederim. Hoşgörüsüne sığınıp son yazısından alıntılar yaptım!

Sağlık ve başarı dileklerimle 07 Kasım 2016
Rifat Serdaroğlu

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s