AKILLI İNSAN!

(Evet) demeyi düşünen bir dostunuza şunu sorar mısınız?
“Çok yakın bir dostunuz sizden şöyle bir talepte bulunsa ne dersiniz?
Dostum işlerim çok kötü gitti. Kredi almak için bankalara verecek teminatım yok. Senin evini bankaya ipotek verelim. İşlerim düzelince bankaya borcumu öder, evinin üstündeki ipoteği kaldırırım.
Lütfen bana yardım et.”
Hiçbir garanti almadan, tüm ömrünüz boyunca çalışıp aldığınız evinizi verebilir misiniz?

Sormaya devam edin;
İyi be arkadaş evini vermiyorsun anladık, kendinin-eşinin-çocuklarının-torunlarının geleceğini niçin tek kişinin eline terk edeceksin? Hadi kendini düşünmüyorsun, çocuklarını da mı düşünmüyorsun? Yarın yetki verdiğin o tek kişi, ülkeyi eyaletlere ayırır bir tarafını Kürdistan yaparsa, elimizde bunu engelleyecek hiçbir yasal mekanizma olmadığını görmüyor musun?

Yine sorun;
Futbol’ da ezeli rakibiniz bir takımın Başkanının aynı zamanda hem Futbol Federasyonu Başkanı hem Merkez Hakem Komitesi Başkanı hem Merkez Disiplin Kurulu Başkanı hem de maçın Hakemi olarak
görev yapmasını ister misiniz? Böyle bir maçın sonucunun adil olabileceğine inanıyor musunuz? Böyle bir rezillik olabilir mi?

Şunu da sorun;
Yaşadığınız ilçede aynı kişi hem Kaymakam hem Belediye Başkanı hem Emniyet Müdürü hem polis hem Jandarma Komutanı hem Savcı hem Yargıç olsa ne yapardınız? Başınıza bir dert gelse, bir haksızlığa uğrasanız kimi kime şikâyet edeceksiniz? “Anamı öpen Kadı, kimi kime şikâyet edeyim” deyişindeki kişi durumuna düşmek ister misiniz?

Sormaya devam edin;
Sizler ömür boyu namusunuzla çalışıp evinizin rızkını temin eden, çocuklarınızı topluma ve ailenize faydalı bireyler olarak yetiştirmek için gayret sarf ettiniz. Hanginizin çocuğu 3-5 senede, onlarca gemiden oluşan yüz milyonlarca dolarlık filo sahibi oldu?
Hanginizin oğlu aylık kirası 20 Bin Avro (yaklaşık 80 Bin TL) olan bir evde oturuyor?
15 senedir Türkiye’yi yönetip yolsuzlukla-rüşvetle büyük servetlerin sahibi olan aynı kişilere, “Tek Adam” yetkisi vermenin, “Doymamışsındır, gel daha da götür” demek olduğunu görmüyor musunuz?

Son olarak da şunu sorun;
Tüm yaşamını “Biat Kültürü” ile geçirmiş, demokrasiyi gideceği yere kadar onu götürecek bir araç olarak gören birinden, nasıl olurda “Demokrat ve Özgürlükçü bir Hayat” beklersiniz?
Bu beklentinin ağustos ayında kar yağışı beklemekle aynı olduğunu görmüyor musunuz?

Kimse şu gerçeği unutmamalıdır;
Türk Vatanının sahibi bizleriz. Etnik kökenimiz, inancımız, siyasi düşüncemiz ne olursa olsun, kendisini Türk Milletinin onurlu bir bireyi olarak gören herkes bu vatanın sahibidir.
Siyasetçiler bizlere hizmet etmek için yine bizden yetki alırlar. Yani mal sahibi de bizleriz, patron da bizleriz. Propaganda dönemi boyunca sizleri ziyarete gelen AKP’li Bakanlara-Milletvekillerine yukarıdaki soruları sorun. Sakın çekinmeyin. Sorun onlara; “Ne Mutlu Türküm Diyene” yazılarını neden kaldırttılar? Sorun onlara, Diyarbakır’da meydanda Barzani ve Şivan Perver’le birlikte “PKK bayrakları altında” Öcalan’ın mektubunu nasıl dinlediler, nasıl alkışladılar?

Tüm bunları sorun ve kararınızı ona göre verin lütfen…
HAYIR’DA HAYIR VARDIR.

Sağlık ve başarı dileklerimle 16 Şubat 2017
Rifat Serdaroğlu

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s