HAYIRLI TÜRKİYE’YE 4 GÜN KALDI

Bilindiği üzere “Zaman”, olaylar-hareketler sayesinde algılanabilen bir kavramdır. Olayların birbirini takip eden bir sıra içerisinde sürüp gidişine de “Süreç” diyoruz.
Olaylar belli bir olguyu doğurduktan sonra yeni bir oluşuma evrildiklerinde ise “Süreçlerden” bahsedilir. Her sürecin zaman şeridinde bir başlangıcı vardır ve “Milat” sözcüğüyle ifade edilir.

Hiçbir olay kendiliğinden meydana gelmez. Öncekinin sonucu, sonrakinin sebebini oluşturarak, “sebep-sonuç-sebep…” silsilesini kesintisiz izleyerek gelişirler.
Dolayısıyla bir konuda olayların doğurduğu bir sonucu veya o süreci değerlendireceksek, onun miladını da göz önünde bulundurmak zorunda, aklın gereği olarak kabul etmek durumundayız…

Ülkemiz 16 Nisan’da bir karara varacak!
Ya demokratik rejimin 15 senelik AKP işkencesine rağmen hala nefes aldığını göreceğiz, ya da yarım yamalak demokrasimiz için Fatiha okuyup “Hırsızlar İmparatorunun” diktasına doğru yol alacağız.
Yukarıdaki iki paragrafta dediğimiz gibi bu soygun düzeninin miladını çok iyi bilmemiz gerekir!
Geçmişi, sadece karalamak bu günümüzü kurtarmaz, geçmişte yaşadığımız olaylardan ders çıkarmalıyız ve sorgulayarak, araştırarak demokratik kültürümüzü geliştirmek zorundayız.
Zaten bugün ülke bu duruma geldiyse, kimin kabahati yok ki?
Hepimiz suçlu değil miyiz?

AKP Soygun Düzeninin miladı, 80 milyonluk ülkemin çoğunluğunun
“Vatandaşlık sorumluluğunu ve haklarını bilen, bunları koruyan, onurlu-namuslu-dürüst bireyler olmayı beceremeyişimizdendir!”
Eğer Türkiye’de yaşayan herkes, Anayasa’nın kendisine verdiği hakların ve sorumlulukların bilincinde olsa idi, tarikat-cemaat kaçkınları, hırsızlar, soyguncular, biat kültürü ile yetişmiş yobazlar yönetime gelemezlerdi! Yanlışlıkla gelseler dahi “Hukuk Devletine”, “Lâikliğe”, Cumhuriyet Değerlerine”, “Atatürk ve Türklüğe” karşı savaş açmaya cüret edebilirler miydi?

Bu kadar açık seçik ihanete, hırsızlığa, görgüsüzlüğe, utanmazlığa rağmen, hala yalan söylemeye devam edebilirler miydi?

Ömür boyu maaş karşılığı memur olarak çalışmış, oğlu kumarhaneleri mesken tutmuş biri, 17 şirket onlarca gemi, iki adet özel süper yat (Köprü ve otoyol müteahhidinin Çeşme Marinasında bağlı) sahibi olup, yönetici olabilir miydi?

Kendilerini Türk Devletinin sahibi, vatandaşları ise köle olarak görürler miydi?
Eğer bizler sorumlu, özgür bireyler olsak bu sepetler sokağa çıkabilirler miydi?

Eğer bizler, Türkiye Cumhuriyeti’nin özgür-cesur- demokrasiyi koruyan vatandaşları olsa idik, önümüze böyle bir “Dikta Anayasası” getirebilirler miydi?

Şimdi önümüzde muazzam bir fırsat var;
Hem Bademlerin bizlere taktığı zincirlerimizi koparıp atacağımız, hem de özgür bireyler olacağımız 16 Nisan referandum oylaması var!
Bu dikta anayasasını vereceğimiz HAYIR oylarıyla, Bademlerin kafasında parçalamalıyız.
Çaresiz değiliz, çare biziz! Çare Türk Milletidir! Çare haklarımıza ve özgürlüğümüze sahip çıkmaktır!
Ne mutlu TÜRKÜM diyene! Ne mutlu HAYIR diyene…

Sağlık ve başarı dileklerimle 11 Nisan 2017
Rifat Serdaroğlu

One thought on “HAYIRLI TÜRKİYE’YE 4 GÜN KALDI

  1. Sn. Serdaroğlu hayirli günler diliyorum.Ben izmir thy vip den ozlem.hatırlarsınız sanırım.yazılarınızı takip ediyorum ve zaman zaman paylaşma ihtiyacı hissediyorum.müsaade var mi diye sorayim dedim.
    Sağlıcakla kalın.eşinize de saygılar.

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s