KEKİNİ YE, BİZİ YEME!

Reis, baktı oylar eriyor hemen danışmanlarına emir verdi!
“ Tez bana ahalinin kafasını karıştıracak yeni hikayeler yazın. Ama yeni şeyler olsun. Ahali benden bıkmış gibi, ne alkışlayan var ne de biyerimin kılı olan var!”

Başdanışmanların hepsi çalıştılar ve Reis’e rapor sundular. Reis’te Yenikapı’ya bedavadan taşınan, ayranı-pidesi avantadan verilen uluslararası topluluğa anlattı! (Yenikapı’da, İstanbul’daki Suriyeliler, Afganlı, Iraklı, İranlı, kaçkınlar, savaştan sağ dönen IŞİD’çiler tam bir Birleşmiş Milletler görüntüsü veriyordu)

Reis, elinde sopa niyetine kullandığı mikrofona konuşup, ahaliye medrese hocası edasıyla anlatıyordu; “Bak, şimdi size ne göstereceğim! Arkadaşlar rejide varsa İstanbul Kanalını gösterelim!”
Güneş ışığında TV ekranlarında, henüz başlanmamış Kanal İstanbul’un bitmiş hali, gıy-gıy diye insanın içini kıyan bir müzik eşliğinde gösteriliyordu. Olmayan kanalın etrafına şehirler kurulmuş, koca-koca gemiler kanalda yüzüyor, bisiklete binenler, sörf yapanlar maketler halinde sunuluyordu!
Film gösterisi bitince Reis, elini beline dayayıp ahaliye soruyordu;
“Nasıl olmuş?” Ahaliden tık yok! Bir daha ve sertçe soruyor; “Size dedik yahu, nasıl olmuş?” Ahaliden gelen yanıt ilginçti; “Güzel olmuş Reis ama nerede bu, oraya metrobüs gider mi?

Reis baktı ki ahaliyi hareketlendiremiyor, ayranı içen pideleri yiyen ufak-ufak alandan kaçmaya başlıyor, derhal en iyi bildiği konuya dalıverdi;
“Vah benim zavallı İstanbul’um vah! Siz bilir misiniz ki Ezan-ı Muhammediye ilk kez Kur’an dili ile okunduğunda tüm İstanbul göz yaşı dökmüştü!
Ah ah benim aziz milletim, tüm bunların sorumlusu Bay Muharrem’dir.
Bunların dikili ağacı yok yahu! Bir de kalkmış Cumhurbaşkanı olacak! Sen kimsin yahu, kimsin sen?”

Bak Reis,
Bu palavraları Türk Milleti yemiyor artık. İşaretler yolun sonuna geldiğini gösteriyor. Seçim sonucu ne olursa olsun, senin devren bitti!

Musa Eroğlu üstat ne diyor bilir misin?
“Geçtim dünya üzerinden/ Ömür bir nefes derinden,
Bak feleğin çemberinden/ YOLUN SONU GÖRÜNÜYOR.”

Çok kısa bir zaman sonra, başını kaşıyacak vaktin olmayacak!
O mahkeme senin, bu mahkeme benim koşup duracaksın. İçerde mi dışarda mı olursun orasını Allah bilir. Şu yazdıklarımı okuyacak zamanın olmayabilir.
Kısaca, neden bu hale düştün, ben anlatayım sen de dinle.

-Türklüğün, Milli andımızın, Ne Mutlu Türküm Diyene deyişini bize armağan eden Büyük Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının, şehitlerimizin ahı var!

-Hırsızlıkları açıkça belli olan Bakanların, Bakan veletleri yargıdan saklandı. Hırsızlığın babadan oğula geçtiğini söyleyip, dürüst insanların ahını aldınız.

-Kibriniz sizden büyük oldu. Yenikapı’ya bile iki tane dev helikopterle geldiniz. Evinizin kirasını partinin ödediği, delik ayakkabıyla dolaştığınız günleri unuttunuz. Tüm servetim dediğiniz o nişan yüzüğünün bile ahını aldınız.

-Huzurumuzu kaçırdınız. Komşumuzun etnik kimliğini bilmeden, herkesin inancını serbestçe yaşadığı ülkemizi karma karışık yaptınız. Birliğimizin sizde ahı var!

-Doğamızı, derelerimizi, havamızı, suyumuzu üç kuruşluk yatırımlar için bozdunuz. Hepsinin sizde ahı var.

-Adaleti öldürdünüz. Yargıyı FETÖ’nun emrine verdiniz. Yargıya güvenin ahı var!

-Türkiye’de üretim yapacak, iş imkanı yaratacak tek fabrika yapmadınız.
Tüm parayı inşaata yatırıp, bize küfreden yandaş müteahhitlere aktardınız.

-Vatandaşı da ülkeyi de borca batırdınız. Bizleri uluslararası tefecilerin kucağına attınız. Sizde de hepimizin ahı var!

-Türk Milletinin helal alın teriyle yaptığı, Cumhuriyetin tüm eserlerini sattınız. Cumhuriyetin sizde ahı var!

-Türk Askerinin kafasına çuval geçirildi, sustunuz. Irak’ta Müslüman kadın-kızlara tecavüz eden Amerikan Askerleri için dua ettiniz. O kadınların-kızların ahı var!

-Kız-erkek çocuklarına tecavüz eden sapıkları bünyesinde barındıran, derneğin yöneticisini milletvekili listesine koydunuz. Kadın cinayetleri, çocuk gelinlerin sayısı dönemizde tavan yaptı. Siz bunların üzerinin örtülmesine seyirci kaldınız. Bunların öyle büyük ahları var ki, dağlar dayanamaz!

Daha saymadığım yüzlerce ah var üzerinizde be Reis!
Şimdi yapacağınız tek şey kaldı!
O da, Türk Milletinin kararına boyun bükmek.
Eğer giderayak, Türk Milletinin sandıktaki iradesini saptırmaya kalkarsanız, çeşitli oyunlarla, gitmemek için yeni filmler çevirirseniz sonunuz hiç iyi olmaz!

Burası son istasyon. Sizin ineceğin yer. Artık “Demokrasi ve Kardeşlik Treni” geldi. Hadi Reis, sen kekini ye bizi yeme artık…

Sağlık ve başarı dileklerimle 19 Haziran 2018
Rifat Serdaroğlu

4 thoughts on “KEKİNİ YE, BİZİ YEME!

  1. Ya bu herif seçimi kaybettiğini görür görmez kaçar bir yerlere, durmaz burada; planını yapmıştır.
    Zaten Türk olmadığını söyleyen biri, gurur, haysiyet var mıdır bilemem burada durup yargılanmak için…!!!

  2. Kaan Dobra yazmış bu herif kaybederse bir yerlere kaçar diye Bence kaçmaz.. neden mi ?
    Çünkü AKP 16 sene içinde binlerce büyüklü çete ve Devlet içindeki görevli memurlarından oluşan , kendisine biat eden suç ortakları yarattı.Sarayda olsun meclis içinde olsun , yargı da olsunbu çetelerdeki insanlar yargılanmamak için her namussuzluğu yapacaklardır. O yüzden eğer seçimi kaybederserse kuzu kuzu gideceğini düşünüyorsanız çok ama çok yanılıyorsunuz. Hiç bir diktatör ve o diktatörden geçinen kan emici sülükler asla kuzu kuzu gitmezler .Seçimi kaybedeceğini düşünen kasımpaşalı Okluk Koyunda 300 odalı yazlık saray yaptırmazdı. Menfaatlerini korumak için ülkeyi hiç düşünmeden İÇ Savaşa sürüklerler. Demedi demeyin.

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s