KORKU YILI 2018

Korku siyaseti, otoriter rejimlerin en belirgin özelliğidir.
Rejimin adı ister finans kapitalizmi (küreselleşme) ister komünizm ister sosyalizm olsun o rejimde korkunun kırıntısı varsa, demokrasi orada yaşayamaz.

Latin Amerika’daki askeri diktatörlükler, “Komünizm” tehlikesiyle insanları korkutup kendilerini meşrulaştırma yolunu kullandı. Zulüm politikaları, toplumu korkutma üzerine inşa edildi!

ABD ise sınırsız sömürüye dayanan dünya hakimiyeti projesini, kendi yarattığı küresel terör tehdit sopasını kullanarak meşrulaştırır.
Emperyalist devletlerin etkisindeki televizyonlar, basın yayın organları insanlara gizili-açık olarak sürekli şunları öğütler;
“Başının derde girmesini istemiyorsan asla sorgulama, karşı çıkma, sesini çıkarma, protesto eylemlerine karışma. Sana verilenle yetin. Ye, iç, üre, eğlen, gel geç! Sana neyi tüketeceğini de biz söyleriz.”

Dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan araştırmalara göre, insanları özgürlük ve ekmek arasında tercih yapmaya zorlarsanız, insanlar ekmeği seçer!
İnsanları bu tercihe zorlamak, dünyanın en aşağılık işidir. İnsan olmanın onuruna vurulacak en ağır darbedir. Ekmeği özgürlüğe tercih eden korkutulmuş insanlar, çok kısa zaman sonra ikisini de kaybedeceklerini nasıl bilsinler ki?

İleride dünya tarihi yazılırken, Türkiye’deki 17 yıllık AKP yönetiminin
“Kötü Örnek” olarak gösterileceğine adım gibi eminim.
Bizdeki “Korku İmparatorluğu” üç ayağa dayanır.
Türk Milletini boğazına kadar borçlandırıp altın tepside, emperyalist devletlere sunma alçaklığı birinci ayaktır.
İkinci ayak ise cehalete dayanan kör cesarettir.
Üçüncü ayak ise kendilerini Muhafazakâr Müslüman olarak tanımlayan cemaat ve tarikat artıklarının İslam Dinini sömürmeleri ve korku aracı olarak kullanmalarıdır…

Tarihçiler şu sorunun yanıtını da mutlaka arayacaklardır;
Nasıl oluyor da Çanakkale’de dünyanın tüm emperyalist devletlerin oyunlarını kafalarına geçiren ve esaret altındaki devletlere ümit olan Türk Milleti, toplumsal beyin felci geçirmiş gibi korkuya ve zulme boyun eğiyor?

Geçen ağustos olayında pazarda bir olay yaşadım;
Salatalık satan bir pazarcı telefonda biri ile konuşuyor. Bir süre sohbetten sonra konuştuğu kişiye şunu söyleyip telefonunu kapattı; “Hadi abi şimdi kapatalım, çünkü telefonumu dinliyorlar. Gerisini akşam kahvede anlatırım!”
Salatalık satan bir pazarcı bile dinlendiğini zannedip korkuyorsa, bu rejimin adı faşizmdir, hem de kapkarasından!

Korku rejimlerinin değişmez silahlarından bazılarını yazalım. Yazalım ki bunlara çok dikkat edelim, sonra da 2019 da neler yapmamız gerektiğine karar verelim;
-İnsanları kontrol altında tutmanın tek yolu, korkutmakla olur!
-Korku, tüm otoriter rejimlerin temelidir.
-Korku yönetimlerinde sık-sık toplumun tanıdığı, sevdiği kişiler bilerek ezilir. Ezilir ki herkes “Eğer ona yapıyorlarsa, bana haydi-haydi yaparlar” korkusuna kapılsın! (İlker Başbuğ-Generaller-Metin Akpınar-Müjdat Gezen’e yapılanlar)
-Senede bir veya iki defa cinayet işlemiş mafya reisi tipindeki adamlara, yönetimi destekleyen eylemler yaptırırlar. Halka korku salarlar. (Sedat Peker’in asacağız-keseceğiz-kanlarında banyo yapacağız, demesi ve Rize’de miting yapması gibi)

Değerli Okurlar;
Zayıf karakterli kişilerde güce tutku veya güç tutulması kalıcıdır. Bunlar kolayca iflah olmazlar. Gerçekte, topluma korku salan yönetimlerin kendileri çok korkaktır. Zaman zaman çarşaflara sarılıp “Biz bu yola kefenimizle çıktık” diye bağıran eblehler var ya, onlar gerçekte ölmüş kişilerdir!
Kalbinde ve aklında sevgiyi, saygıyı, kardeşliği, yardımlaşmayı, karşıt düşünceye hürmeti, eşitliği, şeffaflığı, çağdaşlığı öldürmüş kişi sizce yaşıyor mudur?
O nefes alıyordur ama manen ölmüş biridir, ot gibi…

2019 yılında Türk Milleti olarak yapmamız gereken ilk iş, demokratik haklarımızı kullanıp kaderimize el koymak olmalıdır.
Gördüğümüz her yanlışa, her haksızlığa, her kötülüğe, her hırsızlığa itiraz etmeliyiz. Sosyal medya yoluyla, mesajlarla, telefonla, mektupla “YAPAMAZSIN” diye karşı çıkmalıyız.
Bir sanatçımıza, bir askerimize, bir devlet adamına haksız bir uygulama sonucu tutuklama kararı mı çıkardılar. Onları kolay teslim etmeyeceğiz.
AKP’nin koruduğu hırsızları, yandaş müteahhitleri gördüğümüz her yerde protesto edeceğiz. Vatanımıza, Cumhuriyetimize, Demokrasimize ve Türk Milletine sahip çıkıp koruyacağız.

En önemlisi, korkunun ecele faydası yoktur atasözünü hiç unutmayacağız!

Bizleri Büyük Türk Milleti çatısı altında bir arada tutmanın simgesi olan
“Milli Andımızın” tüm okullarımızda okutulacağı, sağlıklı ve huzurlu bir yıl temenni ediyorum.
Not: 2 Ocak 2019 Çarşamba günü görüşmek üzere…

Rifat Serdaroğlu

6 thoughts on “KORKU YILI 2018

  1. Çok değerli ve sevgili SERDAROĞLU’na tüm ailesi, bütün yakınları ve milyonlarca okuru ve hayranı ile birlikte en sağlıklı, en mutlu, en kutlu ve en utkulu bir yeni yıl ve DAHA NİCE NİCE YILLAR dileklerimle ben Gönül’den bir ithaf :

    BU İHANETİN VE MELANETİN ÖZÜ,ÖZNESİ,YÜZÜ,EMELİ VE ÖGESİ

    Çalmak, saklamak, sıfırlamak, depolamak, tekrar tekrar çalmak,
    Geberircesine yemek ve bir parça da o bekçi köpeklerine atmak,

    Haram kar,kara para, haksız rant,
    Putlaştırma ve en akçeli sadakat,

    Sömürü ve talan,
    İftira,riya ve yalan,

    Taciz,tecavüz,küfür,baskı,ezgi
    İki yüzlü övgü ve en sahte ilgi,

    Deliriyum saçan ve doktor çağrıştıran bir U dönüşcülüğü,
    Bütün cinlere ve şeytanlara tapan bir yobaz üfürükcülüğü,

    En hayin ve zalim bir mandacılık ve himayecilik,
    Açık ve gizli Vahabi’cilik ve tam bir Muaviye’cilik,

    Orduya,subaya,aydına,aydınlığa ve layikliğe kin, garez ve kumpas,
    Bilimi, sanatı, tekniği ve uygarlığı red ve inkar ve yobazlık ile takas.

    Kızlara, kadınlara, analara,bacılara,hatta bebelere ve gebelere şiddet,
    Tam bağımsızlığa, özgürlüğe,barışa,huzura,evrime ve devrime nefret,

    Allah ve Kitap, Muhammed ve Ali karşıtlığı ve Yezid hayranlığı,
    Türk ve Türkçe, Atatürk ve Türkiye, ahlak ve fazilet düşmanlığı,

    Bu,en gerici,yobaz ve nihilist bir ihanetin ve melanetin özü ve öznesidir,
    Ve yok edilmesi ilahi ve vatani şart ve farz olan yüzü, emeli ve ögesidir.

    Bu faşist,siyonist ve emperyalist korkuluğu yıkmalı ve bu korkuyu kırmalıyız
    Bu amaçla, tek ve en geniş bir HAK,VATAN VE HALK CEPHESİ kurmalıyız.

    Gönül Pınar Atacı, 9.12.2018 – 29.12.2018

  2. Her yanlışa ses çıkarmayan veya çıkaramayanların olduğu bir ülkede korkunun esiri olmuş Türk milleti! Yalnız korku ile yaşamaktansa ses çıkarıp korku iklimini yenmemiz şart. Çaresiz değiliz,çare sizsiniz.

  3. Yeni yıl yeni umutların ve hayallerin gerçekleştiği bir yenilik olması dileklerimle kutlu,mutlu ve umutlu olsun…

  4. Azîz Nesinin bir kitabının adi:Korkudan korkmaktır. Korku insanca bir duygudur.Egemenlerin korkutmalarina ancak birleşerek karşı konulabileceği ogretilmedikce bireyler elbette sineceklerdir.Dogru liderlikle amaca ulaşabiliriz. ŞU AN SIZLERI izliyoruz.Yeni yılın umut yılı olmasını diliyorum.

  5. 2019’un yepyeni umutların yeşereceği bir yıl olması dileğiyle, yeni yılınızı gönülden kutluyorum sayın Bakanım.

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s