ANAYASAL İHANET KURUMLARI

Devletin Anayasal Kurumlarından bazıları uymak zorunda oldukları Anayasayı çiğnerse, o devlet ayakta kalabilir mi? Çok zor!

Kırk yıllık meşe ağacı, böğrüne baltanın her inişinde gözyaşı dökermiş.
Yandaki çam ağacı sormuş; Canın çok mu yanıyor?
Meşe; Canımın yanması baltanın darbesinden değil, baltanın sapının benden olmasından…

Diyanet İşleri ve TRT Anayasal kurumlarımızdandır.
Anayasa’da bunların nasıl yönetilecekleri, tarafsızlık ilkesine uymalarının zorunlu olduğu açıkça yazılmıştır. Bu emirler Türk Milletinin emirleridir. Kurumları yönetenler, amasız-fakatsız bu emirlere uymak zorundadırlar.

AKP döneminde özellikle bu iki Anayasal Kurum, birer devlet düşmanı gibi hareket etmekteler.
Anayasanın 136. Maddesine göre, “Lâiklik ilkesi doğrultusunda, tüm görüş ve düşüncelerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek” çalışması gereken Diyanet İşleri bu emre uyuyor mu?

Ya, Anayasanın 132. F. Maddesine göre kamu kaynaklarını kullanan, Türk Milletinin tamamından kesilen paralarla ayakta durabilen TRT Radyo Televizyonları ve RTÜK denen kuruluş, Anayasanın emirlerine uyuyor mu? Maalesef! Her ikisi de Türk Devletinin Türk Milletinin emrindeki kurumlar gibi değil de AKP’nin kurumları gibiler!

TRT’nin tüm Radyo ve Televizyonları, Anayasa ve yasaları açıkça çiğnemek bir yana her türlü devlet terbiyesi ve ahlak dışı hareketlerin odağı oldular. Yetinmediler, insanları yanlış yönlendirerek birer AKP militanı gibi davrandılar.

Diyanet İşleri denen Anayasal kurum ise, en başta İslam’a ve Lâiklik ilkesine ihanet ediyor. Türk Milletini bölmek isteyenlerin değirmenine su taşıyor!

AKP Milletvekili sıfatını taşıyan biri “AKP’ye vereceğiniz oy, cennetin anahtarıdır” diyor.
Diyanet; “Sen kimsin be adam? Kimin cennete girip giremeyeceğine sen mi karar veriyorsun?” diyeceğine, susarak destekleme yolunu seçiyor!

Fakat, AKP İslam’ı istismar etmek için bir yalan haber uydurduğunda, anlamadan dinlemeden Diyanet İşleri de aynı yalanı “doğru” imiş gibi savunuyor…

Değerli Okurlar;
AKP, sürekli olarak “Dilim Politikası” uyguluyor!
Her gün Cumhuriyetin bir damarını kestiriyor. Sonra susuyor, ertesi gün bir darbe daha vurdurtuyor.
Yıllardır bu böyle devam ediyor! Türkiye adım-adım Federe İslam Devletine doğru sürükleniyor.
Bu güzel ülkenin aydınları- resmi, sivil kurumları- üniversiteleri-sivil toplum kuruluşları-sendikaları sadece seyrediyor. Kendilerinden beklenen “Yapamazsınız, Anayasa ve yasaları çiğneyemezsiniz” feryadını onlardan bir türlü duyamıyoruz!

Sanki Türk Devletini ve Cumhuriyeti korumak bizler gibi üç-beş kişiye zimmetlenmiş, sadece bizlerin göreviymiş gibi!
Bizler böyle yüce bir göreve zaten doğuştan yazılmışız ne şikayetimiz ne de kimseden bir talebimiz olur!
Fakat, vatanseverim-demokratım-cumhuriyetçiyim-Atatürkçüyüm deyip te seyreden ve arkadan çelme takmaya çalışanlar var ya işte onlar canımızı acıtıyor…

Not;
Çoban Ateşi Hareketi Türk Siyasi hayatına “Parti” olarak girdiğinde bu iki kurum ve diğer ihanet içinde olanlar “Anayasal Kurum” olmaktan çıkarılacaklardır.
Diyanet; Tüm inançlara eşit olarak hizmet verecek şekilde yeniden yapılandırılacaktır.
TRT ve yan kuruluşları ise sadece “Eğitim” hizmeti verecek hale getirilecek,
yönetimi üniversitelerden oluşacak bir kurula bırakılacak ve kadrosu ise
en aza indirilecektir…

Sağlık ve başarı dileklerimle 13 Mart 2019
Rifat Serdaroğlu

3 thoughts on “ANAYASAL İHANET KURUMLARI

  1. ANAYASAL İHANET KURUMLARI | turkantarikan

  2. Sevgili Rıfat Serdaroğlu abi. Yaklaşık 2 yıldır her sabah mail ile gelen yazılarınızı dikkatle okuyor ve elimden geldiği kadarı ile tüm dostlarımla paylaşıyorum. Çoban Ateşi İzmir buluşmasında erkenden yerimi aldım ve davet ettiğim 10 kişinin gelmesi içinde elimden geleni yaptım. Enstitü mezunu bir ilkokul öğretmeni tarafından yetiştirildim ve 5 yaşındaki oğlumuda kendim gibi yetiştirmek için büyük çaba harcıyorum.(8 aylıktan beri kreşe gidiyor ve okuma yazmayı çoktan çözmüş, İngilizceyi çözmek üzere olan bir çocuk) İzmir’de doğduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. 44 yaşındayım ve oğlumun geleceği için endişe duymaktayım. Bu yüzden Çoban Ateşi’nin parti yapılanmasında görev almaya seve seve talibim. Eğer bir Reddi İlhak heyeti kurulacaksa ve bu hareket İzmir’den başlayacaksa hangi hizmet ve görev olacaksa hemen hazırım. Bizim başka gidecek başka yerimiz yok. Atatürk’ün izinden giden yolunu şaşırmaz. Keşke diğer siyasilerde sizler gibi cesur olsalardı da bu ülke bu duruma gelmeseydi. 31 Mart seçimlerini ve sonrasını sabırsızlıkla bekliyor ve attığınız her adımda arkanızda olacağımı şimdiden söylüyorum. HOŞÇAKALIN

    Hüseyin Çıplak

  3. Diyanet artık bu ülkenin kamburudur. Bu kadar cami ve masrafları, bu kadar imam ve müezzini var ve ülke kalkınmasına baktığınızda milimetrik bile faydası olmayan,bir elleri yağda,diğeri balda insanların mekanı olmuş. Olmasalar da olur!

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s